Spinal Analjezi
Travayın erken dönemlerinde sürekli bir epidural analÂjezi saÄŸlanmamışsa operatif bir vajinal doÄŸum ya da plasentanın elle ayrılması gerektiÄŸinde spinal blok geÂrekli olabilir. Spinal blokun etkisi hızlı baÅŸlar, aÄŸrı keÂsici özelliÄŸi güçlüdür ve belirgin bir motor blok yapar. Bu durum özellikle rotasyonal forseps kullanımında ve sezaryende avantaj oluÅŸturur.
Çıkımda forseps uygulanacaksa sadece sakral kökÂleri bloke eden analjezi tercih edilir. Burada analjezi perine derisi ve vajinaya sınırlı olup motor blok ve diÄŸer komplikasyonlardan kaçınılmış olur. Bu amaçla 0,5 mi hipertonik lignocaine solüsyonu gebe otururken uygulanır ve anne bu pozisyonda 3 dk. tutulur.
Alt spinal blok rotasyonal forseps ve plasentanın elle çıkarılması için yeterli analjezi saÄŸlar. Bu teknikle oluÅŸturulan blok onuncu torasik dermatoma dek yükÂselir (T 10).
Teknik
DiÄŸer bölgesel bloklarda olduÄŸu gibi steril ÅŸartlarda çaÂlışmaya özen gösterilmelidir. Damar yolu açılarak kris-talloid bir sıvı ile yükleme yapılır. Hastaya oturur ya da lateral yatar ÅŸekilde pozisyon verdirilir. Hastanın pozisyonu lokal anestezik maddenin yayılımını etÂkilerse de, blokun sınırlarının önceden beÂlirlenememesi spinal blokun dezavantajlarından biÂrisidir.
İlk olarak üçüncü ya da dördüncü lumbal aralık hiÂzasına cilt altı anestezik verilir. İnce spinal bir iÄŸne (25 G ya da 26 G) kullanılarak postspinal baÅŸ aÄŸrıları in-sidansı ve ÅŸiddeti azaltılmaya çalışılır. Bu iÄŸnenin çok ince olması nedeniyle 19 G iÄŸne için kullanılan bir mandren de kullanılmalıdır. Ancak mandrenin 2 cm’den fazla sokulmaması gerekir. 19 G iÄŸnenin içinden spinal bir iÄŸne geçirilerek dikkatlice ilerletilir. Li-gamentum flavum geçildiÄŸinde bir dirençle karşılaşılır. Bu andan itibaren iÄŸne yalnızca 1-2 mm daha ilerÂletilir. Daha sonra stile çekilerek iÄŸnenin subaraknoid alanda olduÄŸundan emin olmak için aspirasyon yapılır. Bu kadar ince bir iÄŸneden beyin-omurilik sıvısı rahatça gelemez. İğneden beyin- omurilik sıvısının gelip gelÂmediÄŸine bakılmadan lokal anestezik verilmemelidir. Gelen sıvı kanlı ise iÄŸne çıkarılmalı ve ponksiyon baÅŸka bir yerden tekrarlanmalıdır. Lokal anestezik enÂjeksiyonu rahatsızlık verirse sinir kökü ya da omuriliÄŸe zarar vermekten kaçınmak için enjeksiyon derhal durÂdurulmalıdır.
Komplikasyonlar
Hipotansiyon: Preganglionik sempatik blok nedeniyle oluÅŸur. Preganglionik sempatik blok periferde va-zodilatasyona ve kalbe dönen kan miktarında azalÂmaya neden olur. Bu durum ÅŸiddeti spinal blokun yaÂyıldığı alana baÄŸlı olup beraberinde bradikardi geliÅŸebilir. İstenmeden oluÅŸturulan yüksek bir spinal blok, solunum felcine ve apneye yol açabilir. Bu komplikasyonun tedavisi epidural anestezi konusunda anlatılmıştır.
Postspinal baÅŸaÄŸrısı: Dural ponksiyon nedeniyle oluÂÅŸan BOS kaybına baÄŸlı olarak BOS basıncında düşme görülür. Bu da iÅŸlem sonrası baÅŸaÄŸrılarına neden olaÂbilir. Parapleji ve geçici paraestezi gibi nörolojik komplikasyonlar bildirilmiÅŸse de bunların görülme sıkÂlığı oldukça azdır. Bu tür komplikasyonlar sinir kökÂleri ya da omuriliÄŸe verilen mekanik hasar veya kimÂyasal ya da infeksiyöz araknoidite baÄŸlı olarak geliÅŸir.
Travayın İkinci Evresinde Takip ve Yardım
Travayın ikinci evresi ekspulsif dönem olup serviksin tam açılmasıyla baÅŸlar ve çocuk doÄŸuncaya kadar devam eder. Normal spontan bir travayda ikinci evÂrenin süresi primigravidler için 39 dk, multiparlar için 15 dk’ dır (Stewart, 1984). Bu süreler içinde bebeÄŸin doÄŸmaması mutlaka operatif doÄŸumu gerektirmez, ancak fetusun pozisyonu ve pelvise yerleÅŸimi ile ilgili bir sorun olup olmadığının tekrar deÄŸerlendirilmesi geÂrekir. Epidural blok uygulanmış gebelerde baÅŸ çıkıma dek geldiÄŸi halde annenin ıkınma hissi kısıtlandığı için doÄŸum gecikebilir.
Fetusun pozisyonu tam olarak deÄŸerlendiriliyorsa ve baÅŸ oksipito-anterior pozisyonda ise ve belirgin bir bos oluÅŸumu yoksa ikinci evrenin bir süre daha devam etÂmesine izin verilebilir. Fetal kalp atımlarında ciddi deselerasyon ya da hipoksi ve asidoz belirtileri yoksa anÂnenin ıkınmaları gelene kadar beklemenin bir saÂkıncası yoktur.
İkinci evrede bir saatten fazla beklenmesi söz konusu ise mutlaka deneyimli bir doÄŸumcu tarafından tekrar gözden geçirilmelidir. Bu durum özellikle travayın biÂrinci evresinin son yarısı, yani kollumun 7 cm’ den tam açık olana dek geçen süre, üç saatten uzun ise önem kazanmaktadır (Davidsen ve ark., 1976). Bu tür olÂguların dikkatli bir ÅŸekilde yeniden muayene edilmesi ve daha deneyimli bir doÄŸumcuya danışılması gerekir. Bu olay günümüz doÄŸumcularına, kollumun tam açık oluÅŸunun vajinal doÄŸum için geri dönüşü olmayan bir nokta olmadığını gösterir.

Post a comment