Östrojenin Kalbe Faydası Nelerdir

YAZI ZAMANI: Şubat 5th, 2010 in Hastalıklar by admin

Türkiye’de 3.5 milyon kalp hastası bulunduÄŸunu ve 12 milyon kiÅŸinin risk altında olduÄŸunu biliyoruz.”

SaÄŸlık Bakanlığı Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi Kardiyovasküler Cerrahi Klinik Åžefi Prof. Dr. Ali Kutsal, ”Koroner arter hastalıklarının menopoz öncesi dönemde kadınlarda görülme sıklığı düşüktür. Kadınlarda çoÄŸunlukla hastalık erkeklerden 10 yıl daha geç geliÅŸir ve bunda östrojen hormonu etkilidir” dedi.

Her yıl 250-300 bin kişi ölüyor

Ankara- SaÄŸlık Bakanlığı Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi Kardiyovasküler Cerrahi Klinik Åžefi Prof. Dr. Ali Kutsal, Türkiye’nin Avrupa ülkeleri arasında kalp damar hastalıklarına baÄŸlı ölümler açısından en üst sıralarda yer aldığını belirterek, Türk Kardiyoloji DerneÄŸi’nce hazırlanan Türkiye Kalp Raporu’na göre ”Türkiye’de 3.5 milyon kalp hastası bulunduÄŸunu, her yıl 250-300 bin kiÅŸinin kalp-damar hastalıklarına baÄŸlı yaÅŸamını yitirdiÄŸini ve 12 milyon kiÅŸinin risk altında olduÄŸunu” kaydetti.
Östrojenin
Damarlarda darlık veya tıkanmaya en fazla damar sertliÄŸinin (aterosklerozes) yol açtığını ifade eden Kutsal, genç ve saÄŸlıklı atardamarların esnek, güçlü ve elastik olduÄŸunu söyledi. Kutsal, ”Damar sertliÄŸinde damarın iç duvarı kalınlaşır, düzensizleÅŸir, yaÄŸ ve kolesterol birikir. Böylece damar içi çapı giderek daralır ve yeterli kan geçemez” diye konuÅŸtu.

“Ölümlerin yüzde 60′ı ilk bir saatte gerçekleÅŸiyor”

Göğüs ağrısı, nefes darlığı, yorgunluk, bacaklarda ve vücutta şişme, şuur kaybı, birden boşlukta kalmış hissi, çarpıntı, bacak ve kollarda ağrı ile yorgunluk, anormal cilt rengi, ciltte yara açılması, şok, ani görme kaybı, kuvvet, koordinasyon-konuşma-duyu kaybının kalp ve damarlarda ciddi bir sorunun göstergesi olduğunu belirten Kutsal, bu durumun ilerlediğinde koroner arter hastalığına neden olarak şiddetli göğüs ağrısı, kalp krizi ardından da ani ölüm ile sonuçlanabildiğini bildirdi.

Kutsal, koroner arter hastalarının bir kısmında kalp krizi sırasında aÄŸrı hissi duyulmayabildiÄŸini de vurgulayarak, ”Özellikle ÅŸeker hastalığı olanlarda aÄŸrı duyusunun azalmasına baÄŸlı olarak aÄŸrı hissedilmeyebilir” dedi.

Kalp krizinden ölümlerin yüzde 60′ının ilk bir saat içinde gerçekleÅŸtiÄŸini, bu nedenle hastanın vakit kaybetmeden hastaneye ulaÅŸtırılmasının önemine deÄŸinen Kutsal, ”Kanlanamayan adalenin beslenmesi bozulur ve 30 dakika-2 saatten sonra kalıcı deÄŸiÅŸiklikler olur. Bu durumda genellikle daralmış bir damarda aniden pıhtı oluÅŸur. EÄŸer tıkanıklık olan alan geniÅŸse ani ölüm görülür, geniÅŸ deÄŸilse iyileÅŸme ÅŸansı yüksektir. Genellikle kalp adalesinin yüzde 25′i etkilenmiÅŸse kalp büyür ve kalp yetmezliÄŸi geliÅŸir, yüzde 40′ı etkilenmiÅŸse ÅŸok ve ölüm görülür” diye konuÅŸtu.

“Aile öyküsü olanlar risk altında”

Damar sertliğinde, cinsiyet, yaş ve genetik faktörlerin değiştirilemez, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol düzeyi, sigara kullanımı, şeker, aşırı kilo, uygunsuz diyet, fiziksel aktivite eksikliği ve stresin ise kontrol edilebilir risk faktörleri olduğuna dikkati çeken Kutsal, düzenli egzersizin kan basıncını düşürdüğünü, kilo kontrolünü sağladığını ve iyi kolesterol olarak bilinen HDL seviyesini yükselttiğini söyledi. Kutsal, şunları kaydetti:

“Yüksek kolesterol, ÅŸeker hastalığı ya da kan basıncı yüksekliÄŸi ancak yapılacak ölçümler ile saptanabilir. Bu nedenle düzenli check-up yaptırılmalı. 40 yaşına kadar 3 yılda bir, 40-50 yaÅŸ arasında toplam 4 kez, 50-60 yaÅŸ arasında 5 kez, 60 yaşından sonra ise her yıl bir kez kontrol yaptırılmalı. EÄŸer bu kontrollerden herhangi birinde saptanan anormallik varsa o zaman kontrol sıklığı artırılmalı.”

Kutsal, anne-baba ya da birinci dereceden akrabalarda erken yaşta kalp krizi öyküsü olanların da risk altında olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

”EÄŸer baba veya erkek kardeÅŸ 55, anne veya kız kardeÅŸ 65 yaşından önce koroner arter hastalığına yakalanmışsa risk normalden yüksektir. En önemli genetik risk yüksek kan kolesterol düzeyine sahip olmaktır. Aileden geçebilecek diÄŸer faktörler ise yüksek tansiyon, ÅŸiÅŸmanlık ve ÅŸeker hastalığıdır.”

“Riskli kiÅŸilere östrojen verilmesi tartışmalı”

Koroner arter hastalıklarının genellikle erkeklerde 45, kadınlarda 55 yaşından sonra görüldüğünü ifade eden Kutsal, ”Menopoz öncesi dönemde kadınlarda hastalığın görülme sıklığının düşüktür. Kadınlarda çoÄŸunlukla hastalık 10 yıl daha geç geliÅŸir ve bunda östrojen hormonu etkilidir” dedi.

Damar duvarının iç yüzeyini kaplayan hücrelerin salgıladıkları maddelerin dengeleyici özelliği olduğunu ve damar sertliğinde bu dengenin bozulduğunu anlatan Kutsal, şunları söyledi:

“Östrojenin bu noktada doÄŸrudan ve dolaylı etkisi var. DoÄŸrudan etki olarak damar duvarı hücrelerinin bütünlüğü bozacak enzim ve madde salgılamasını önleyerek hücrelerin parçalanmasını ve araya madde girerek duvarın kalınlaÅŸmasını önler. Yani aterosklerozun baÅŸlamasına engel olur. Ayrıca beyaz ve kırmızı kan hücreleri ile pıhtılaÅŸmada rol alan hücrelerin damar duvarına girerek duvarı kalınlaÅŸtırmasını ve olayın ilerlemesini, aynı zamanda damar duvarındaki düz adale yapısının kalınlaÅŸmasını önler.
Dolaylı etki olarak da iyi huylu kolesterol olan HDL seviyelerini artırırken, kötü huylu kolesterol olan LDL seviyelerini azaltır.”

Kutsal, risk altındaki kiÅŸilere östrojen verilmesi konusunun hala tartışmalı olduÄŸunu dile getirerek, ”Bazı çalışmalarda menopoz sonrası kadınlarda hormon tedavisi yapılmasının kalp damar hastalık riskini azalttığı saptanmış, bazılarında ise tam tersi sonuçlara ulaşılmıştır. Konu, geniÅŸ çaplı çalışmalar ile araÅŸtırılmaktadır.

O nedenle halen böyle bir tedavi uygulaması söz konusu değil. Ancak menopoz sonrası dönemde gerek görülen kişilerde ilgili alan doktorları tarafından hormon tamamlama tedavisi uygulanmaktadır.

Her ne kadar menopoz öncesi dönemde koruyucu etki varsa da Türk kadınları bütün risk faktörleri açısından menopoz sonrası dönemde yüksek risk altındadır. Özellikle 60 yaÅŸ üzerinde kadınlarımız her açıdan dünyadaki riskli ülke grupları içerisinde yer almaktadır” diye konuÅŸtu.

Post a comment

Saðlýk ve Týp