Nevzat Tarhan’ dan Depresyon

YAZI ZAMANI: Haziran 27th, 2009 in Ruhsal Sağlık,Sağlık Haberleri by admin

Prof.Dr.Nevzat Tarhan

DÜNYA SAÄžLIK TEÅžKİLATI (WHO) depresyonu geleceÄŸin en büyük saÄŸlık sorunu olarak ilan etti, ABD’de iÅŸ gücü kaybına neden olan hastalıklar sıralamasında, kalp hastalıklarında sonra ikinci sırayı depresyon alır.
311

Dünyada her gün 1000′den fazla kiÅŸi intihar ediyor. İngiltere?de intihar edenler, trafik kazalarında ölenlerden daha fazla; ABD’de her yıl eriÅŸkin nüfusun %10′u depresyon geçiriyor. Her insanın hayatının bir noktasında depresyona girme ihtimali %20′dir. Åžu anda Türkiye’de 3,5 milyon insan sözünü ettiÄŸimi depresyon hastalığına tutulmuÅŸ durumda. SaÄŸlık ocaklarına baÅŸ vuran hastaların %26′sının, depresyonda olduÄŸu belirlenmiÅŸtir.

Depresyon zayıflık, acizlik değil, bir hastalıktır. Kendisine göre tedavi yöntemleri vardır. Asıl önemli olan depresyona giden yolu kesmektir.

Depresyon nedir?

Depresyonun tarifini, kendini ele veren, genel verilerinden yola çıkarak yapabiliriz. Bunları, maddeler halinde sıralayalım:

1. Hoşlandığınız şeylerde azalma ve ilgi kaybı.

2. Kendini üzgün, hüzünlü hissetme, keyfi yerinde olmama durumu.

3. Kiloda azalma ya da artışlar.

4. Uyku bozukluğu ya da aşırı uyku.

5. Sıkıntı, huzursuz olma, yerinde duramama, kararsızlık.

6. Kendini yetersiz, değersiz, suç işlemiş gibi hissetme.

7. Dikkat, düşünce konsantrasyonunda azalma.

8. Enerjide azalma, yaşlanıyor olma hissi, çalışma güç ve ve­riminde düşüşler.

9. Tekrarlayan ölüm düşünceleri.

10. Cinsel ilgide deÄŸiÅŸme.

Yukarıdaki belirtilerden 2-3 tanesine iki haftadır sahipseniz; depresyonun klinik ölçütlerine göre tedaviniz gerekmektedir.

Depresyon bir hastalıktır

insanın kendini değersiz ve yetersiz görmesi, kötü hissetmesi, zaman zaman herkes için geçerlidir. Bu bir suç ve zayıflık değildir. Bu duygular depresyona dönüşmüşse tedavi ve profesyonel bir yardımla büyük rahatlama elde edilebilir.

Bir örnek:

S. O., 45 yaşında bir bayan. Başarılı bir iş kadını. 25 yıldır gülemediğini, yaşamaktan zevk alamadığını, bunun için de evlenemediğini, işinin dışında hiçbir şeyin kendisini ilgilendirmediğini, tatilden bile bir tad almadan günlerinin geçtiğini söylüyor. Son yıllarda bağırsak şikayetleri artmış ve işe gitmekten de nefret eder hale gelmiş. Devamlı bir hâlsizlik ve yatma isteği hissediyor ve yaşamayı gerektirecek hiçbir sebep bulamıyor.

Hekime baÅŸvurdu. Gerekli testler yapıldı. Beyin biyoelektrik profili, stres seviyesi ölçüldü. Kendisinde depresyonun bütün bulguları vardı. Yani beyninde elem, keder, neÅŸe sevinçle ilgili merkezlerin salgılan bozulmuÅŸtu. Gerekli ilaç tedavisine baÅŸlandı. Altı hafta sonra geldiÄŸinde % 70-80 oranında bir iyileÅŸme görülmekteydi. Kendisi “Hayattan zevk almaya baÅŸladım. Evimdeki taÅŸların renklerini fark ettim. Gülebiliyorum. Bağırsak ÅŸikayetlerim de düzeldi. Åžimdi geçen yıllarıma yanıyorum, aman böyle kalayım” diyordu.

Başka bir örnek:

Z. E., 48 yaşında. BaÅŸarılı bir iÅŸadamı. Çalışkan, titiz, ÅŸefkatli ama çok sinirli. Yakınları, her ÅŸeye kızmasına artık dayanamadıklarını söylemiÅŸler. En son bir alışveriÅŸ merkezinde, “tuvalet kağıdı acaba 6′lık mı yoksa 12′lik mi olsun” diye tartışıp eÅŸiyle kavga çıkarmış.

Hekime başvurdu. Gerekli testler ve ölçümler yapıldı. Stres seviyesi yaş grubuna göre oldukça yüksekti. Muhtemelen beyninde öfkelilik, sinirlilik, şüphecilik, kıskançlık ile ilgili merkezlerin salgıları bozulmuştu. Gerekli tedavi plânlandı ve uygulandı.

1-2 ay sonra eÅŸi ile birlikte geldiler. EÅŸi; “Doktor bey keÅŸke bu tedaviye 25 yıl önce baÅŸlasaydık” eÅŸim “artık sinirlenmiyor, evimize huzur geldi” diyordu.

Yukarıdaki iki örnekte görüldüğü gibi yaşam tarzı haline gelmiş bazı depresyonlar, insanın yaşam kalitesini büyük ölçüde etkilemektedirler. Profesyonel bir yardımla böyle uzun vakaların düzelmesi psikiyatri pratiğinde sık rastlanan gerçeklerdir. Ama asıl olan insanların depresyona girmesini önleyecek tedbirleri almaktır.

Y. Ö. 35 yaÅŸlarında 3 çocuk sahibi bir ev hanımı. Tutucu bir aile ortamında büyümüş. Kendisini çocuklarına adamış. Duygularını ifade edemiyor. GeniÅŸ bir aile ortamında, kayınpeder, elti, görümce beraber yaşıyorlar. EÅŸi doktor, genellikle eve geç geliyor. Evde konuÅŸma sohbet yok. Kendi ailesi ise ÅŸikayet dinlemek istemiyor, onu sorunları ile baÅŸ baÅŸa bırakıyorlar. İntihar etmeyi bile düşünüyor. Bir gün dinleyicilerin problemleri ile ilgilenen bir radyo programına telefon eder. Program sunucusu D.S. ile aralarında özel bir iletiÅŸim baÅŸlar. Y.Ö.’yü artık hayata baÄŸlayan tek ÅŸey, bu konuÅŸmalar oluyor. Kayınpeder telefon faturalarının birden bire yükselmesinden şüphelenip, iz sürer. Kısa bir süre sonra, gerçek anlaşılır. Olay patlak verdikten hemen sonra, genç kadın, annesinin evine gönderilir ve boÅŸanma davası açılır.

Bu vakada gördüğümüz olay genç hanımın depresif durumda iken kişiliğine uymayan şeyler yapması. Karşı tarafın da onu hiç anlamaması. Olay bu noktaya gelmeden eşler birbirlerine biraz zaman ayırsalar böyle kişilik değişimi şeklinde depresyon yaşanmayacak, hatalar yapılmayacaktı.

Örtülü Depresyon

Depresyonda temel belirti “elem-keder” hissi yönünde kendini gösteren bir artıştır. Örtülü depresyonda ise neÅŸesizlik, durgunluk, elem, bir ÅŸeyden zevk almama duygusu fazla etkilenmez. Depresyon bu sefer, beden ve organ dili ile ortaya çıkmaktadır.

Kronik, gezici ağrılar, yüz ağrıları, baş ağrıları, astım krizi, mide bağırsak bozuklukları, çarpıntılar, baş dönmeleri, tansiyon dengesizlikleri, bulantı ve kusmalar, alerjiler, romatizmalar, unutkanlık, öğrenme güçlükleri. Uyku, İştah, cinsel sorunlar, alkol-uyuşturucu madde kullanımları, saplantı, takıntılar, kişilik değişimleri hep depresyonun farklı biçimde tezahürü olabilir.

Böyle sorunlarda gerekli inceleme ve araştırmalardan sonra hekimler hastalığın sinirsel olabileceğini hastaya söylerler.

İnsanlar genellikle, “ben deli miyim” diye, itiraz ederler. Ancak insanın nasıl midesi, karaciÄŸeri hasta oluyorsa, sinir sistemi de ruh yapısı da hasta olabilir. Genç yaÅŸlarda görülen mide kanaması, kalp krizi, beyin kanaması vakaları, böyle yoÄŸun streslerin yaÅŸandığı ve organ dili ile ortaya çıktığı durumlarda olabilmektedir.

Bebeklerde depresyon

Bebekler kısa süreli anne yokluğunda bile depresyon belirtileri gösterirler. 6 ayın sonunda anne bebeğinden birdenbire ayrılırsa; bebekte dindirilemeyen ağlamalar başlar. Kısa bir süre için susar, yanma biri yaklaştığında tekrar ağlamaya başlar. Sustuğunda da, yüzünde yorgun ve üzgün bir ifade vardır. Çocuk, korku içindedir ve kendisini tehlikede hissetmektedir.

Eğer bu dönem uzun sürerse, bebeğin iştahı kesilir, zayıflar, fizik gelişmesi durur. Sık sık kusar ve ishal olur. Durgundur, küskündür, nadiren güler.

İkinci aydan sonra eğer anne dönmezse içe kapanma dönemi başlar. Duygular küntleşir. Çevresindekilerin yanına yaklaşmasına ilgisiz kalır. Anne üç ay içerisinde dönerse iyileşme başlar. Dönmezse veya anne yerine geçen teke tek, kararlı, tutarlı bir kişi yoksa, bu durum özellikle yuvalarda görülür ani ölümler olabilir.

Çocuk, parmak emme, sallanma gibi bedensel haz kaynaklarına döner. Yalancı zeka gerilikleri görülür. Beslenme ve bakım iyi olsa da, çocuk mutlu olmadığı için gelişen geri kalır. Beyin büyüme hormonunu yeterli salgılayamamaktadır.

Bebekte depresyon mu olurmuş? denilmemeli bir bebeği hayata bağlayan annedir. Onunla arasında ruhsal bir bağ vardır. Annenin kokusu bile çocuk için bir güven kaynağıdır. Çocuk anneye yakınken kendisini güvende hisseder. Şefkatli, yumuşak bir anne kadar çocuğu rahatlatan bir şey yoktur. Hatta çocuk annesinden korksa bile, yine onun kollarına atılma arzusu taşır.

Çocuk sevgi yatırımını anneye yapmıştır. Onu kaybettiği an kendisini tehlikede hissedecektir. İnsanoğlu büyüdükçe sevgi yatırımını diğer insanlara, eşyalara, mala, paraya yapar. Ancak bütün bu sevgiler geçicidir, kaybedilebilir, kaybedildiğinde de, depresyona girmek mümkündür.

Bebeklerde depresyon uzun sürerse, Otizm denilen bir çeşit çocukluk şizofrenisi ortaya çıkar. Göz teması kuramayan, saldırgan, kendini ısıran, konuşamayan, sürekli sallanan, duygusal olarak ayrı bir dünyada yaşayan çocuklar ortaya çıkar.

Bir çiçek susuz bırakılır iyi bakılmazsa nasıl bozulur ve yaşamazsa, İnsan yavrusu da sevgi ve ilgiden yoksun kalırsa çiçekler gibi solar ve gelişemez.

Post a comment

Saðlýk ve Týp