TOPUK ÇATLAKLARINA ELVEDA

Yazar: Ocak 20th, 2012 in Şifalı Bitkilerle Bakım by admin

Vücutdaki sıvı eksikliğinden veya ayaga tabanına aşırı yük binmesinden de kaynaklabilen topukçatlaklarına veya dirsek sertleşmesine karşı aşağıda sıraladığımız önlemleri aldığınız da büyük bir oranda iyileşme göreceksiniz.

Bunun için büyük bir kaba koyduğunuz sıcak suya 1 çorba kaşığı giliserin ve deniz tuzu ekleyin ayaklarınızı bu karışımda yarım saat bekletin sonra ponza taşıyla topuklarınızı ovun.
bu uygulamaan sonra 10 aspirini dövün ve vazelinle karıştırarak krem haline getirip ayaklarınıza sürün. yünlü çorap giyin
DİRSEK BAKIMI
Dirsekleriniz sertleşmeye başladı. Ne yapacağınızı bilemiyor ve paniğe kapılıyorsunuz. Ama buna hiç gerek yok. Yapmanız gereken çok basit bir şey var. Bir parça pamuğu sütle ıslatın ve dirseklerinize sürün. 15 dakika bekletin. Bu işlemi bir hafta boyunca her gün tekrar edin. İpek gibi pürüzsüz dirseklere kavuşun
Derinin, vücudun diğer kısımlarına kıyasla, dirseklerde daha kuru olması normaldir. Ama, eğer dirsekleriniz fazla kalınsa, yediklerinize dikkat etmeniz gerekir. Bu yüzden yeterli A vitamini almalısınız. Yumurta sarısı, havuç, kabak ve tereyağı A vitamini açısıdan zengindir.
MAYDANOZ İYİ GELİYOR
Haftada iki kez, doğal yollardan elde edeceğiniz yumuşatıcı bir kimyasal aşındırma uygulayabilirsiniz. Ilık badem yağı batırılmış bezi, diseklerinize sarın. Bu uygulamanın ardından, üzerine bol miktarda sofra tuzu döktüğünüz yarım limonla dirseklerinizi ovun. Duruladıktan sonra, bolca krem sürün. Dirsekleriniz çatlayacak kadar sertleşmişse, maydanoza başvurun. 50 gr maydanoz üzerine 100 gr kaynar su dökün. 2 hafta boyunca her gün, bu suya batırılmış bezleri dirseğinize sarabilirsiniz. Çok iyi bir sonuca ulaşacaksınız.
Dirsekleriniz, sizi rahatsız edecek şekilde koyu renkteyse bu durumu hafifletmek için işe limonla ovarak başlayabilirsiniz…
Dirseklere, banyo ya da duş sırasında, lif eldiven, sert ve doğal kıllardan yapılmış bir banyo fırçası ya da bitkisel liflerden bir sünger ile masaj yapabilirsiniz. Böylece, renkleri açılacak ve yumuşayacaklardır; tabii ki, krem ya da bonya sonrası yağı ile nemlendirmek de gerekli.
Haftada iki kez, doğal yollardan elde edeceğiniz yumuşatıcı bir kimyasal aşındırma uygulayabilirsiniz. Ilık badem yağı batırılmış bezi diseklerinize sarın (dirseklerinizi direk olarak yağın içerisine de batırabilirsiniz). Bu uygulamanın ardından, üzerine bol miktarda bol miktarda sofra tuzu döktüğünüz yarım limonla dirseklerinizi ovun. Duruladıktan sonra, bolca krem sürün.
Aynı miktarda krem ve baldan oluşan bir karışıma bir kaç damla zeytinyağı ilave edin. Dirseklerinize masaj yapabileceğiniz besleyici bir krem elde edeceksiniz.
Zeytinyağı dirsek ve tırnaklar içinde yararlıdır

Tüy dökücü bitkiler

Yazar: Haziran 29th, 2010 in Şifalı Bitkilerle Bakım by admin


Tüy dökücü bitkiler ve kürü Hazırlanışı

Ağda,epilasyon gibi bütçeyi sarsabilen ve can yakabilen yöntemlere başvururuz.Hem ağda gibi yöntemlerle de sorundan kökten çözüm mümkün değildir.Belirli aralıklarla tekrar yapmanız gerekir.İşte bu yöntemlere bir son vererek sizi tüylerinizden kurtulmanız için bitkisel önerileri sunuyoruz.

Malzemeler: 1 tane soğan,1 diş sarımsak ve siyah merhem

Hazırlanışı: 1 adet soğanı ateşte iyi ısıtıp köz haline getirdikten sonra sarımsağı rendeliyoruz.Siyah merhem ve rendelediğimiz sarımsağı karıştırıp istemediğimiz bölgelerde bulunan tüylere sarımsak ve siyah merhemden oluşan karışımı ince tabaka halinde uyguluyoruz.Bu ince tabakanın üstüne önceden ısıtıp köz haline getirdiğimiz soğanı koyuyoruz.

Bu uygulamayı bir hafta boyunca hergün tekrarlayın.Bu bir hafta neticesinde istenmeyen tüylerinizin yok olduğuna şahit olacaksınız

BİTKİLERLER MODERN TEDAVİ

Yazar: Kasım 21st, 2009 in Şifalı Bitkilerle Bakım by admin

bitkiler
BİTKİLERLE MODERN TEDAVİ
HALKIMIZDAN 30 YIL NASIL GİZLENDİ

Almanya’da 1976 yılında 2. ilaç kanunu (2. AMG) çerçevesinde BİTKİSEL İLAÇ KANUNU yer almıştır.
Bu kanuna göre bitkisel ilaçlar da diğer modern ilaçların tabii olduğu kurallara göre üretilecektir. Bu genel kurallar şunlardır:
- Tedavide etkisi bilimsel olarak ispatlanmış olmalıdır,
- İlaç kalitesinde olmalıdır,
- Bileşiminde bulunan maddeler belirlenmelidir,
- İlacın kullanımında her hangi bir tereddüde ve şüpheye yer kalmayacak şekilde bilimsel çalışmaları ve klinik uygulamaları yapılmış ve istenmeyen(yan) etkileri belirlenmiş olmalıdır,
- Bitkisel ilacı üretecek olan firmalar gerekli yeterliliğe sahip olmalıdır.
Bitkisel ilaç kanunu için bilimsel çalışmaları yapan bilim heyeti (Kommission E) 378 bitkiyi inceleyerek etkisiz ve zararlı olanları belirlemiş, faydalı olanlar kanunlaşarak yürürlüğe girmiştir. 169 tıbbi bitki, 13 bitki esansı(Eterik yağ) ve 49 karışım halinde kullanılan bitkiler günümüze kadar modern tıbbi tedavinin vazgeçilemez bir parçası olarak kullanıla gelmiştir.
Avrupa Birliği Parlamentosu 1987 yılında modern bitkisel ilaçlar konusunda: “Çok sayıda şifalı bitkinin halk tarafından geleneksel olarak tedavi amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Bu bitkilerden bir kısmının şifa etkisi azdır, tedavide kullanılabilecek bitkilerin tip, cins ve muhafaza koşullarını ve doğru kullanım şekli ve miktarını belirleyecek bir çalışma yapılması gerekli görülmüştür.” Kararını almıştır.
1989 yılında Avrupa Birliğine üye ülkelerin bilim kuruluşları tarafından bitkisel ilaçlarla tedavi konusunda görev yapan ESCOP (European Sicientific Cooperative on Phytoterapy) kurulmuştur. ESCOP bu güne kadar 50 monografi (Bitkinin bütün bilimsel çalışmalarının yer aldığı yayın) yayınlamıştır.
Avrupa Birliği İlaç Rehberinde bu güne kadar 83 monografi yayınlanmıştır, 82 monografi üzerindeki çalışmalar sürmektedir, 56 yeni monografi üzerinde çalışılmasına karar verilmiştir.
Bitkilerle modern tedavide bitki bünyesinde bulunan maddeler olduğu gibi kullanılmaktadır, ilave yapılması veya bazı maddelerin çıkarılması söz konusu değildir.
İnsanlık tarihi boyunca şifalı bitkiler ilaç olarak kullanılmıştır ve bu güne kadar gen bozulması gibi kalıcı bir zarar görülmemiştir. Bu özellik bitkisel ilaçların güvenli olduğunun kanıtıdır ve gelecek nesillerin sağlığının emniyete alınması açısından son derece önemlidir.
Kimyasal-sentetik ilaçların tarihi geçmişi yenidir ve süre içinde yüzlerce ilacın zararlı olduğu gerekçesiyle toplatıldığı bilinmektedir. Kimyasal-sentetik ilaçların yan (zararlı) etkileri sayılamayacak kadar çoktur. Aspirinin mide-barsak yolunda kanama yaptığı, hamileliğin ilk 3 ayında kullanımının çocukta kalıcı hasar meydana getirdiği, antibiyotiklerin sindirim sistemi dengelerini bozduğu örnek olarak verilebilir.
Bitkilere tahammül kolaydır, uzun süreli kullanıma uygundur, çok geniş bir alanda başarıyla kullanılmaktadır, yan etkileri yok denebilecek kadar azdır.
2002 yılı verilerine göre Almanya’da bitkisel ilaç kullananların oranı %73 dür (BfArM). 2005 yılına kadar Almanya’da 6700 bitkisel ilaca ruhsat verilmiştir, Avrupa Birliği genelinde bu sayı 11000 den fazladır.
Yukarıdaki bilgilere bakarak; görevi halkımızın sağlığını korumak ve kollamak olan kişilerin 30 yıl uyudukları, halkımızı da uyuttukları üzüntüyle gözlenmektedir.
Hiç vakit kaybetmeden en az Almanya düzeyinde BİTKİSEL İLAÇ KANUNU’NUN çıkarılması zorunlu görülmektedir.
Kaynak: Dr. Ahmet Toptaş, Alman Kanunlarına göre düzenlenip izin verilen BİTKİLERLE MODERN TEDAVİ, Gonca Yayınevi, 2009, ISBN:978-9944-790-31-4, 0212 5285076.

Siyah üzüm botoksa karşı

Yazar: Ekim 3rd, 2009 in Sağlık Haberleri,Şifalı Bitkilerle Bakım by admin

7

Siyah üzümle öyle bir formül bulunduki...
Çekirdeği güçlü bir antioksidan özelliği taşıyan siyah üzümün, Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde hasat edilerek, kurutulmasına başlandı.

Saruhanlı’nın Mütevelli beldesinde, fidanını 6 yıl önce Gaziantep’ten getirerek, Horozkarası cinsi siyah çekirdekli üzüm üretimine başlayan Ersin Sara, bu yıl 5. kez verim aldığı ürünü hasat edip, ilk kez kurutmaya bıraktı.

Bölgede çekirdekli siyah üzüm üretiminin bu güne kadar kazanç sağlamak amacıyla hiç ekilmedi. Siyah üzüm üretiminin yaygınlaşmasının bölgeye ekonomik açıdan büyük gelir getirmesi bekleniyor.

ECZANELERDE SATILIYOR

İnsan sağlığına bir çok faydası olan siyah üzüm çekirdeği bazı eczanelerde ilaç olarak satılıyor. Besin değeri yüksek olan siyah üzümün kanser önleyici resveratrol maddesi de içerdiği biliniyor.

Siyah üzüm çekirdeği, 1950 yılından itibaren Fransa’da damar koruyucu ilaç olarak kullanılmaya başlandı. Üzerinde birçok araştırma yapılan siyah üzümün kabuğunun ve çekirdeğinin bazı hastalıklara çare olduğu belirlendi.

Kansere karşı koruyucu özelliği başta olmak üzere, kalp krizi riskini azaltıyor, romatizmaya iyi geliyor, katarakt oluşumunu engelliyor, kansızlığı önleyip kanı temizliyor.

Uzmanlar, ısrarla üzüm yenilmesini, üzümü yerken de çekirdeği ile birlikte yenilmesini tavsiye ediyor. Üzümün yaşı, kurusu, kabuğu ve çekirdeği tam bir şifa kaynağı. Bazı hastalıkların tedevisinde kullanılan siyah üzüm cilde de iyi geliyor. Cilde parlaklık katan, canlı bir görünüm sağlayan siyah üzüm cildin yaşlanmasını da geciktiriyor. Aynı zamanda göz çevresindeki kaz ayaklarına ve morluklara karşı da çok faydalı olan siyah üzümün bir de maskesi var. Maskeyi hazırlamak ise çok kolay…

Yaş üzüm kullanacaksanız on tane siyah üzüm, kuru olarak iki yemek kaşığı siyah üzüm, mikserde çekirdekleri ezilene kadar çekiliyor. İçine bir yemek kaşığı zeytin yağı, bir yemek kaşığı kayısı yağı, bir tatlı kaşığı bal ve bir yumurta sarısı ilave edip tekrar çekiliyor.

Bu maskeyi uygulamadan önce cildimizin gözeneklerini açmak için bir tencereye yaklaşık 1 litre su doldurun ve içine 2 yemek kaşığı kekik atın, kapağını kapatın kaynasın. Kekikli su kaynadıktan sonra başınıza bir havlu örtün ve buhara durun. Yaklaşık üç dakika buharda durmanız yeterli olacaktır. Bir parça pamuğun üzerine gül suyu döküp cildinizi temizleyin. Sonra da siyah üzüm maskenizi cildinize uygulayın. Göz çevresine de rahatlıkla uygulayabilirsiniz.

ZEYTİN YAĞI MUTLAKA SOFRANIZDA OLSUN

Yazar: Ağustos 23rd, 2009 in Şifalı Bitkilerle Bakım by admin

zeytinyagi
Aslında Çaresi yok diye bilinen kanser hastalığını pratik yöntemlerle bu hastalığı yakalanmadan kurtulabiliriz.

Kanseri Önlemek için günlük yaşamda uymanız gereken birkaç öneriler :

Zeytinyağı Sofranızda Mutlaka olsun

Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında hücrelere zarar veren ” BaxodG” adlı maddelerin seviyesinin azaldığı ortaya çıktı. Zeytinyağı kanserin yanısıra iyi kolesterol (HDL) Oranının artmasını sağlayarak kalbi koruyor. 1 Çorba kaşığı zeytinyağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin

Patates Tüketin

Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan tarım dairesine göre en yararlı 100 besinler arasında 17′nci sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.

Sebze Çorbası

Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı terciği. Ayrıca, özellikle sebzeçorbası sodyum bakımındanzengin. Bir kase sebze çorbasında 500mg sodyum bulunuyuor. Sodyum sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor.Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor.Ancak günde 1500 mg fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları bakımından tam bir ters etki yapıyor.

CİLT BAKIMI

Yazar: Ağustos 23rd, 2009 in Şifalı Bitkilerle Bakım by admin

cilt-bakimi1
Her kişinin cildi kendine has özellikler taşır. Mineral ve vitaminlerin emilim kapasiteleri de kişinin yaşı, cinsiyeti ve sahip olduğu dermatolojik özellikleri bakımından farklılık gösterir. Cildimiz çeşitli etkenlerden dolayı zamanla dengesini kaybeder. Vücudumuzun homoestasisi (iç dengesi) bozulduğunda nasıl sağlıksız birer insan oluyorsak cildimizin de dengesi bozulduğunda sağlıksız bir görünüme sahip oluruz. Cildimiz genel sağlık durumumuzu gösteren bir ayna gibidir. Unutmamalıyız ki cildimiz üzerimizden hiç çıkarmadığımız canlı birer giysimizdir. Bu giysinin uzun süre kullanılabilmesi için bakımının düzenli aralıklarla yapılması ve hoyrat kullanılmaması gerekmektedir. En küçük bir fizyolojik bozuklukta, dengesiz beslenmede, kötü hijyen şartlarında veya stres altındayken bunu derhal cildimize yansıtırız. Dolayısıyla cilt dengemizi etkileyen bütün faktörlere karşı koymak için cilt bakımı en önemli tedavi biçimidir. Cilt bakımı cildin P.H ’ ini düzenleyen, porların (gözeneklerin) temizlenmesini ve sıkılaştırılmasını sağlayan en önemli unsurdur. Cildin nem oranını dengelemek ve dış etkenlere karşı korumak için tek bir ürün asla yeterli değildir. Her cilt tipinde zamanla farklı reaksiyonlar görülebilir. Kuru ciltlerde aşırı kuruma ve pullanma, yağlı ciltlerde akne oluşumu, olgun ciltlerde kırışıklık ve sarkma gibi problemler oluşabilir. Tüm bu cilt problemlerine gerekli önlemler alınmalı, problemli ciltlere de uygun tedavi yöntemleri uygulanmalıdır. Cilt bakımını düzenli olarak yaptığınızda ışıl ışıl bir deriye, enerji saçan gözlere ve zinde bir vücuda kavuşmuş olursunuz. Elbette her insan güzel ve bakımlı olmayı ister. Ayrıca, kozmetik ürünlere masraf yapmadan kendinizde evde kolaylıkla maske hazırlayabilirsiniz. Ancak, bu maskeleri uygulamadan önce nasıl bir cilt tipine sahip olduğunuzu belirlemeniz gerekmektedir. Şimdi cilt tipimizi belirleyelim ve daha sonra bize uygun olan bakım yöntemini bulup uygulayalım!

HASSAS ALERJİK CİLT

Yazar: Ağustos 23rd, 2009 in Şifalı Bitkilerle Bakım by admin

hassas-alerjik-cilt
Her fırsatta kızaran, kaşınan ve pullanan bir cildiniz varsa hassas bir cilde sahipsiniz demektir. Günümüzde en çok görülen cilt tiplerinden biri de hassas – alerjik cilt tipidir.

Hassas cilt, derideki iğnelenme ve yanma hissiyle kendini gösterir. Bu hisler kendiliğinden gerçekleşebileceği gibi iklim veya kozmetik ürünler gibi dış etkenlere veya stres gibi iç etkenlere bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Aslında bütün ciltler hassastır ancak bazı ciltler daha hassas olur ve sıklıkla sorun yaşanır. Nedeni genellikle kalıtımsal olmasına rağmen; çevresel, mevsimsel etkenler veya yanlış olarak seçilmiş ya da uygulanmış kozmetik ürünler sorunu artırabilir. Kaynağı ne olursa olsun, hassas bir cildin duvarında her zaman bir dengesizlik söz konusudur.

Bu tip cilt rahatsızlıklarının sıkça tekrarlanması, ciltte kalıcı kızarıklıkların oluşmasına neden olabilir. Kızarıklık beraberinde gerilme, kuruluk, yanma hissini de getirir. Bu tür ciltler için bakım, söz konusu rahatsız edici kızarıklıkların durdurulularak rahatlık hissinin geri kazanılması anlamına gelir. Böyle bir cilde sahip olan kişinin hipoalerjik olarak satışa sunulan ürünleri tercih etmesi gerekir.

Doğrusunu söylemek gerekirse hiçbir kozmetik ürün tamamen masum değildir. Tümü alerji yapabilir. Hipoalerjik ürünler sadece daha az alerji yapma olasılığı olan ürünlerdir

KURU CİLT

Yazar: Ağustos 23rd, 2009 in Şifalı Bitkilerle Bakım by admin

kuru-cilt
Kuru ciltlerde ter ve yağ salgılanması son derece sınırlıdır. Böyle ciltler yıkamadan hemen sonra gerilir ve kızarır.

Kırışmaya çok müsait bir cilt tipi olduğundan bu cilde sahip olanların özellikle göz çevresinde kaz ayağı dediğimiz kırışıklıklardan oluşur. Cilt yüzeyindeki aşırı kuruluk, cildi bakterilere karşı koruyan asit mantonun dengesini bozar. Bu nedenle, kuru ciltler çok hassas olur.

Kalıtımdan başka, hormonal sorunlar, özellikle menapoz ve guatr hastalığı, cildin kurumasından sorumlu olabilir. Yaz aylarının kapımızda olduğu şu aylarda şunu da hatırlatmakta fayda var ki aşırı güneşlenme ve vücudun susuz kalması da cildin kurumasına dolayısıyla da sorunlar yaşanmasına neden olabilir.

Aşırı soğuk ve aşırı sıcak havalar ciltte çatlamalara neden olabilmektedir. Uygun bir nemlendirici ve gece kremleri bu tür ciltleri rahatlatır, besler ve dengeler. Bu tip ciltlerde %15-30 oranında yağlı kremler kullanılabilir. Özellikle bitkisel ya da hayvansal yağlar içeren, mineral veya kollajen benzeri ürünler, C ve E vitaminleri, Qenzim-10, östrojen, soya yağı ve yeşil çay katkılı nemlendiriciler kullanılabilir.

Öte yandan özellikle yaz aylarında bol miktarda su tüketilmesi gerekmektedir. Sert temizliyiciler, sabun ve şampuanlarda cildi kurutabilirler. Bunu önlemek için ürünleri alırken PH aralıklarına dikkat ederek almalı ve makyaj yapan bayanların da yağ veya su bazlı fondotenleri seçmeleri gerekmektedir.

Bu cilt tipinde insanların kullanmaları gereken ürünleri şöyle özetleyebiliriz; süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, yağ içerikli nemlendirici, besleyici gece kremi, göz çevresi kremi ve nemle yağ depo edici maskeler.

YAĞLI CİLT

Yazar: Ağustos 23rd, 2009 in Şifalı Bitkilerle Bakım by admin

yagli-cilt
Görünümü parlak ve yağlı, gözenekleri açık, siyah noktaları ve benekleri ile sivilce oluşumuna müsait bir cilt tipidir.

Yağlı ciltlerle baş etmek oldukça zordur. Bu konuda yapılan en büyük yanlış, yağlı ve akneli ciltleri nemsiz bırakmaktır. Oysa bu tip ciltlerin yağını dengelerken, nemini korumak çok önemlidir.

Yaz aylarında güneş akneli dönemlerde cildinizi kurutabilir ve cildinizde kalıcı lekeler bırakabilir. Bu dönemlerde yağsız güneşten koruyucu spreyler tercih edilmelidir. Sabun kullanmak risklidir ancak sabundan vazgeçemiyorsanız aşırıya kaçmayın. Ilık su kullanın ve cildinizi izleyin. Eğer kuruma başlarsa üründen vazgeçin.

Antiseptik sabunlar(kükürt, kafur, katran içeren) kullanılabilir. Bunun yerine temizleme losyonlarını kullanabilirsiniz. Yağsız (oil-free) ürünlerde nem çekici ve koruyucu maddeler bulunur. Yağ oranını dengeleyen (oil-control) ürünlerde ise pudra, kil veya polimer bulunur. Bunlar cildin fazla yağını emer

KARMA CİLT

Yazar: Ağustos 23rd, 2009 in Şifalı Bitkilerle Bakım by admin

karma-cilt
En sık rastlanan cilt tipidir. Çoğu insanın cildi karma cilde yakındır. İsminden de anlaşılacağı gibi yağlı ve kuru cildin karışımıdır.

‘T’ bölgesi; yani alın, burun ve çene bölgesi yağlı, göz çevresi ve yanaklar ise kurudur. Yağlı olan kısımlarda siyah nokta, yağ butonları, açık gözenekler bulunabilir. Yanaklardaki gözenekler ise kapalıdır. Karma ciltler için uygun bakım ürünlerini bulmak zordur. Bu tip ciltlerin dengesi çok çabuk bozulur.

Örneğin ağır bir nemlendirici kullanılırsa ciltte hemen sivilce oluşur. Tahriş edici bir temizleyici kullanıldığında ise yanaklarda pullanma başlar.

En doğru çözüm, yağlı ve kuru olan kısımlar için ayrı ayrı ürünler kullanmaktır.

Bunun dışında süt tipi temizleyici, düşük alkollü tonik, cildin durumuna göre nemlendirici ve eğer gerekiyorsa göz çevresine için krem kullanılabilir.

Sonraki Sayfa »
Salk ve Tp