40′lı ve 50′li yaşlarda kadın olmak

Yazar: Eylül 25th, 2010 in Kadın Sağlığı by admin

İşinizi, size daha geniş ufuklar ve sorumlu­luklar sunacak biçimde geliştirmişsinizdir. Bir birliktelik içinde ya da tek başına yaşayarak, duygusal yaşamınızı önceki fırtınalı yıllara oranla daha düzenli kılmışsınızdır. Ayrıca, kırklar ve elliler çok çeşitlilik gösteren bir dönemdir: isteyerek ya da değil, çocuksuz olabilirsiniz; bebek ya da çocuklara bakıyor olabilirsiniz veya çocuklarınız bağımsızlıklarını kazanmış olabilir ve bu, yeni hobilere baş­lamak için size zaman verir.
Kırk yaşına geldiğinizde, planladığınız gibi hamile kalmadıysanız (her ay en çok % şansınız vardır), içinizdeki biyolojik saatin son tıklamalarını duyarsınız. Annelik geciktikçe nedenlerini bulmak güçleşir; ancak, eski kuşaklar kısırlığı katlanılması gereken bir du­rum olarak kabul ederken, tıp bilimindeki yeni gelişmeler bebek sahibi olmakta güçlük yaşa­yan kadınlara birtakım seçenekler sunmak­tadır. Bu genellikle pahalı yöntemler arasın­da, bir vericinin yumurta ya da spermlerini tüpte döllemek ya da nadiren de olsa, anne­nin yerini alacak (çocuğu taşıyacak ve doğu­racak) bir kadın bulmak sayılabilir.

Menopoza karşı kalsiyum

Yazar: Eylül 25th, 2010 in Kadın Sağlığı by admin

Belli bir yaştan sonra kadınlarda kemik erimesi başlar, bu kadınlar için en büyük sağlık sorunlardan biridir ve kadınların bu olumsuz durumu çok ciddiye alması ve zamanında önlemlerini alması gerekiyor. Aksi takdirde ilerleyen zamanlarda zor anlarla karşılaşmaları işten bile değil.
Kadınlarda menopoz dönemiyle beraber daha çok kalsiyum kazanma telaşı başlar.
Haksız sayılmazlar. Menopoz sonrasında artan kemik kırılganlığı riski ile (osteoporoz) mücadele etmek için bedene yeteri kadar kalsiyum kazandırmak gerekiyor. Çünkü kemiğe dayanıklılık kazandıran, yani çimento işlevi gören minerallerin başında kalsiyum geliyor.
Kalsiyum yalnız sağlam kemikler için lazım bir element de değil. Kalbinizin tıkır tıkır çalışması, sinir iletilerinizin yürütülebilmesi, kaslarınızın düzgün çalışabilmesi için de kalsiyuma ihtiyaç var. Uzmanlar kan basıncının dengede kalabilmesi için de kalsiyumdan zengin beslenmek gerektiğini söylüyor. Kalsiyumdan eksik beslenmek bazı kanserleri (örneğin kalın bağırsak kanserlerini) tetikleyebiliyor. Yine kalsiyum az kullanılırsa kilo almanız kolaylaşıyor.
NE KADAR ALMALI?
kalsiyum
Hangi yaşta, ne zaman, ne kadar kalsiyuma ihtiyaç duyduğunun net bir rakamsal değeri ise yok. Doğruyu söylemek lazım biz doktorlar bile sağlıklı ve güvenli kalsiyum miktarının ne olduğu konusunda tam olarak bilgi sahibi değiliz.
Diğer taraftan kalsiyumdan zengin beslenmenin osteoporozdan ne kadar koruduğu konusu da net değil. Mesela besinlerle çok az kalsiyum kazanan Hindistan ya da Japon yaşlılarında kalça kırığıyla karşılaşma olasılığı, her gün 1000 mg.dan fazla kalsiyumu vücuduna dâhil etmeyi başaran ıskandinav kadınlarından daha az! Bununla birlikte bir

Yeni başlangıçlara var mısınız…

Yazar: Eylül 25th, 2010 in Kadın Sağlığı by admin

Her insanın yaşantısında vardır güzel olduğu düşünülen şeyler. Gerçekten güzel midir güzel dediklerimiz? Böyle olmadığını anlamak için kendinize bir fırsat vermelisiniz. Hayatınıza çok daha fazla güzellikler katabilmek için düğmeye basmalı, öncelikle alıştığınız kalıplardan kurtulmalısınız.
Bazı kişiler hem şikayet eder hem de alıştığı yaşantıyı sürdürür her türlü zorluğuna rağmen.

Kadınların yaşamının Üçüncü evresi

Yazar: Eylül 25th, 2010 in Kadın Sağlığı by admin

Yaşlılık kavramı günümüzde tamamen değişmiştir. Yalnız bir atasözünde olduğu gibi

Rahim duvarı kanseri

Yazar: Eylül 25th, 2010 in Kadın Sağlığı by admin

Rahimin kas ve bağ dokusundan kaynaklanan kanser türüdür. Myomlardan % 0.5 oranında rahim duvarı kanseri geliştiği görülmektedir. Rahim kanserlerinin yüzde üç ile beşini oluşturur. Hastaların yüzde bir ile beşinde ışın tedavisi ( radyaoterpi ) uygulanması söz konusudur.
En belirgin bulgu karında, kasıkta kitle ve ağrıdır. Tanıda ultrasonografi tetkikleri önemli bir yer tutar. Daha önce myom tanısı konan hastalar yakın takipte olmalıdır. Hızla büyüyen miyomları olan hastalar gerekirse cerrahi operasyonla tedavi edilmelidirler.
Menopozda büyüyen miyomlarda da ameliyat seçeneği düşünülmelidir. Yalnız öncesinde myom olmasa da rahim duvarı kanseri (sarkom) görülebilir.
rahim duvarı
* Cerrahi
* Radyoterapi
* Kemoterapi

Menopoz sonrası dönemdeki kadınlar

Yazar: Eylül 25th, 2010 in Kadın Sağlığı by admin

Neredeyse bir asır önce elli yaşına gelmiş kadın, artık yaşlılık ka­pısından içeri girmiş sayılırdı. Cinsel yaşantısını doğal ola­rak bitirir ve

Akıntı nedenleri

Yazar: Eylül 25th, 2010 in Kadın Sağlığı by admin

Kadınların önemli bir kısmında hiç bir rahatsızlık yokken bile akıntı vardır. Bazı akıntı türlerindeki belirgin özellikler, akıntının uzun zamandan beri var olması, hemen her gün bulunması, kokusuz olması, renginin şeffaf-beyaz veya açık sarı renkli olması, beraberinde ağrı, idrar yaparken yanma, kanama ve diğer belirtilerden hiç birinin bulunmamasıdır. Bu özelliklere sahip akıntıların herhangi bir rahatsızlıktan olduğu söylenemez.
Bazen kadındaki akıntı miktarı ped kullanımı gerektirecek kadar fazla olabilir.
Fizyolojik akıntı, rahimağzı salgılarıyla birlikte kendini sürekli olarak yenileyen vajina dokusundaki artıkların atılmasından ibarettir. Bu yönden bakıldığında fizyolojik akıntının aslında önemli bir işlevi olduğu söylenebilir. Fizyolojik akıntılar hormonlar tarafından kontrol edildiklerinden özellikle aktif hormon üretiminin devam ettiği üreme çağında görülürler. Fizyolojik akıntı adet döngüsünün her gününde var olabileceği gibi yalnızca belli günlerde ortaya çıkabilir. Yumurtlama döneminde rahim ağzından yumurta akı kıvamında, lastik gibi uzayabilen berrak bir sıvı salgılanır ve bu sıvı kadın tarafından çoğunlukla hissedilerek

Selülit egzersizleri

Yazar: Eylül 25th, 2010 in Kadın Sağlığı by admin

Selülit konusundaki bir çok uzman, selülit oluşumunun durdurulması ya da erken dönemlerdeki selülitin giderilmesinde, egzersizin en ucuz ve en kolay yöntem olduğu konusunda görüş birliğindedirler. Yağların azaltıldığı bir diyetle birlikte yapılacak egzersizler, selülit için çok fayda sağlayıcıdır. Haftada üç kez, otuzar dakikalık uygulanacak, dolaşım sistemini güçlendiren egzersizler bu amaçla yapılır. Egzersiz selülitli bölgelerde dolaşımın artmasını ve kas hareketleri sayesinde de lenf akımını hızlandıracaktır, ayrıca kaslara gerginlik verecektir.
selülit egzersizi
Genç yaştaki kadınlara hafif ağırlık çalışmalarıda önerilir.
Özellikle, selülitin oluştuğu kalça, basen bölgelerindeki kasları çalıştıran egzersizlerde yararlı olur.
Bu egzersizler için kişi, yere uzanıp sağ tarafı üzerine yatar.
Sağ bacağını doksan derece kıvırır.
Sağ kolunu ileri doğru uzatır ve iyice gerer.
Sol bacak düz durumda bulunur.
Yavaş yavaş sol bacak kalça seviyesine kaldırılırken nefes verilir.
Sol bacak kalça seviyesine geldiğinde üç saniye tutulur ve yavaşça indirilir ve derin nefes alınır.
Bu egzersizler sırasında nefes kontrolu çok önemlidir.
Bu hareket 3-4 defa tekrarlanmalıdır. Sonra diğer taraf üzerine yatarak, yan kaslarına aynı egzersiz yaptırılır.
Bu hareket bittikten sonra diğer tarafa dönüp alt tarafta bununan bacak kadar üstteki bacakta kıvrılır ve aynı işlemler tekrarlanır.
Son hareket ise, her iki bacakta dizden kırkbeş derece kıvrılarak yapılır.
Dizlerde Selülit görünmesi, alt bacak bölgesinin ön tarafında bulunun kasların gerginliklerini kaybetmelerinden dolayı belirgin olur. Bu kasları güçlendirmek için ayakta dururken, ayaklar kalça genişliğinde açılır ve dizleri kırarak vücudunuzu alçaltın, dizlerinizin zorlandığı açıya kadar inin ve sonra tekrar dik duruma gelin.Bu hareketi otuz kez tekrarlamanızda fayda vardır. Her gün uygulanabilir basit bir egzersizdir.
Kurbağlama yüzmek, bacak iç bölgelerindeki kasların gerginliğini arttırır ve selülit için iyi bir egzersizi oluşturur.
Hızlı bir tempodaki yirmişer dakikalık yürüyüşlerde genel olarak kalça ve bacak bölgeleri için yararlıdır. Haftada üç-dört kez yapılmalıdır.
Parmak uçlarında yükselmek ve inmek bileklerin daha ince ve kasların daha gergin görülmesini sağlar. Hareket 15-25 defa, her gün tekrarlanmalıdır.

Adetlerim düzensiz

Yazar: Eylül 25th, 2010 in Kadın Sağlığı by admin

SORU:
16 yaşında genç bir kızım. Adet düzensizlikleri nedeniyle doktora gittim, hiçbir sorun çıkmadı. Bana bir ilaç verdi. O ilaç bittikten sonra doğum kontrol hapı kullanacaktım, ilk ilacım bittikten sonra adet gördüm. Sizce doğum kontrol hapını kullanmalı mıyım? Tekrar adet görür müyüm?

CEVAP

Adet düzensizliklerinde doğum kontrol hapları çoğu zaman düzenleyici rol oynayabilir. Bu her adet düzensizliğinin tek ilacı olduğunu göstermez. Yapılacak incelemelerle düzensizliğin nedeni üzerinde durulmalı ve
en uygun tedavi yapılmalıdır. 16 yaşındaki bir genç kızın uzun süre doğum kontrol hapını tedavi için kullanması belki de doktorunuza uygun gelmeyebilir. Belki bir süre bu tedaviye devam da edebilir. Mutlaka doktorunuzla konuşup öyle hareket edin.

Yüz ve Cilt Bakımı

Yazar: Eylül 4th, 2010 in Kadın Sağlığı by admin

Günlük yaşantımızı devam ettirirken, aslında cildimize yönelik pek çok saldırı gerçekleşmektir. Ama biz çoğu zaman, hayatın akışı içindeki problemlerle uğraşırken, cildimizi ihmal edip, onunla ilgilenmeyiz. Sıgara kullanımının cilt üzerindeki olumsuz etkileri, stres, uykusuzluk, dengesiz beslenme, hava kirliliği, sıcak ve soğuk havanın olumsuz etkileri vs. gibi etkiler, cilt sağlığımızı ciddi şekilde tehdit eden unsurlardır. Bu gibi olumsuz faktörler, cildimizin dengesini bozmakta ve biz bunu cildimizde değişik şekillerde görmekteyiz. Bu faktörler, genellikle cildimizin nem dengesini bozarak, onun canlılığını yitirmesine, kurumasına, kırışmasına zemin hazırlayarak, cilt yaşamınız olduğundan daha büyük görünmesine sebep olurlar. Hepimiz, doğal olarak, pürüzsüz ve ışıl ışıl bir cilde sahip olmayı isteriz. Peki böyle bir cilde nasıl sahip olabiliriz?

Hernekadar kendi içlerinde de, cilt özelliklerine göre alt gruplara ayrılsalarda, cilt tiplerine göre insanları 4 gruba ayırmamız mümkündür. Normal, Kuru, Yağlı ve Karma. Normal cilt, diri görünümlü, gözenekleri göz ile seçilemeyen ve pürüzsüzdır. Bu tür ciltlerde gerek bakım, gerek makyaj daha iyi sonuç verir. Kuru cilt tipinde,üst deri diğer tiplere göre

daha incedir ve gözenekleri daha küçüktür. Bu tip ciltlerde yağ salgılanması daha az olduğu için cansız görünürler, cilt üzerinde döküntüler görülebilir. Yağlı cilt tipinde ise, görünüm parlak ve yağlıdır. Gözenekler, göz ile seçilebilir. Sivilce problemi bu tür ciltlerde daha fazladır. Eğer yağlı tip bir cilde sahipseniz, mutlaka cildinize daha fazla özen göstermeli ve temizlik uygulamasını yapmalısınız. Antiseptik sabun kullanımıda doğru bir karardır. Karma tip ciltde T bölgesi dediğimiz, alın, burun ve çene bölgesi yağlıdır. Bu bölgelerde siyah noktalar oluşmuştur. Bu tip bir ciltde, yanak bölgesi ise genellikle kurudur ve genellikle bu bölgelerde sivilceler görülmemektedir.

Bir cilt bakımına başlamadan önce, nasıl bir cilde sahip olduğumuzu bilmemiz büyük önem taşımaktadır. Çünkü makyaj uygulamalarındaki gibi, cilt bakımında da temel olan şey, cilt tipimizi doğru bir şekilde bilmektir. Cilt tipimizi kesin olarak tespit ettikten sonra, cilt bakım uygulamalarına geçebiliriz. Cilt bakım uygulamalarıda aynı cilt tipleri gibi 3 bölümde incelemek mümkündür. Temizleme, canlandırma ve nemlendirme. Tersi özel bir durum söz konusu olmadıkca, cilt bakım uygulamalarını sabah ve akşam yapmamız, cilt sağlığımız açısından doğru olacaktır. Ne yazık ki, birçok bayan, makyaja yeterli zaman ayırırken, sıra genel cilt ve yüz temizliğine geldiğinde gereken önemi göstermemektedir. Son derece yanlış bir anlayışda, sadece makyaj yapılan günler, cilt temizliği uygulamasının önemli olduğudur.

Cilt bakım uygulamalarına destek olabilecek, yapabileceğimiz uygulamalarda vardır. Bunlar hem doğal uygulamalardır ve genel sağlığımızı da destekleyen faktörlerdir. Bunları, düzenli egzersiz ve spor yapmak, sıgara kullanmamak, dengeli beslenmek, yeterli miktarda su tüketmek ( yetişkinler için günde 2 lt) ,yüz için özel egzersizler ve masajlar olarak kısaca özetleyebiliriz.

Cilt bakım uygulamalarında ilk sırayı alan cilt temizliği için, cildimizin nem dengesini koruyabilecek sıvı veya jel formundaki temizleyicileri tercih etmemiz uygun olacaktır. Genel olarak cilt nem dengesini olumsuz etkilediğinden, sabun bazlı ürünlerin kullanımından uzak durulması gerekmektedir. Yağlı ciltlerde, cilt temizliği için jel ve losyon tipi temizleyicilerin kullanılması daha uygundur. Kuru tip ciltler içinse kremler tercih edilmelidir. Jel ve losyon tipi temizleyiciler, cildimizi derinlemesine temizleyerek, cildin yağ ve kirden arındırılmasına yardımcı olurlar. Cilt temizlik ürünlerinde, hatırlamamız gereken şey, losyon ve jel bazlı temizleyicilerin içeriğinde daha az yağ bulunması, temizleme kremlerinde ise, yağ oranının (yaklaşık 2 veya 3 kat ) daha fazla olmasıdır. Pek çok kadın için, şüphesiz yüz bölgesi büyük önem taşımaktadır. Yüz bakımında önemli olan hususlarada kısaca değinmek istiyoruz. Eğer yüzünüzde sivilce problemi yaşıyorsanız, sivilceleri sıkmamanız, yüzünüzde iz kalmasını ve sivilcelerden diğer bölgelere bulaşacak bakterileri engelleyecektir. Gün içinde, ister istemez yüzümüze birçok kez ellerimizle dokunuruz, bu da, ellerimizdeki bakterilerin yüzümüze geçmesine sebep olabilir. Ellerimizi düzenli temizleyerek bu sorunun önüne kolayca geçebiliriz.

Nemlendirici seçerken de mutlak suretle cilt tipimizi göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Kuru cilde sahip kişilerin, cildi kurutma özelliği olan ve alkol içeren ürünlerden uzak durmaları doğru olacaktır. Alkol, ciltdeki nemi atıp, kuru cildin nem dengesini olumsuz etkilemektedir. Bu tip ciltler için nem kaybını azaltan kremler tercih edilmelidir. Ayrıca içeriğinde gliserin ihtiva eden nemlendiricilerin kullanılması doğru seçimdir. Önemli bir nokta ise nemlendirme uygulamasını, cildiniz tamamen kurumadan ve hala nemli iken yapmaktır. Yağlı ciltler içinse, suyu bünyelerinde tutan nemlendiriciler kullanmanız doğru olacaktır. Bu ürünler cildinizdeki nem dengesini sağladığı gibi, rahatsız edici parlaklığa da engel olurlar. Yağlı cilt tipine sahip kişilerin, nemlendirici kullanmadan önce, gerçekten bir nemlendirici işleme ihtiyaçları olup olmadıklarını bilmeleri, cilt sağlıkları açısından önemlidir. Ayrıca, bu tip cilde sahipseniz, cildinizdeki parlaklığı almak için pudra kullanımı konusunda çok hassas davranmanız yerinde olacaktır. Aşırı pudralama, cildinizin parlamasından daha kötü sonuçlar doğurabilir.

Karma ciltlerde, T bölgesi olarak adlandırılan alın, yanaklar, çene ve burun genellikle diğer bölgelere göre daha yağlı bir görünüme sahiptir. Doğru yaklaşım, zaten yağlı bir görünüme sahip bu bölgeyi daha yağlı bir görünümden uzak tutmaktır. Bu yüzden, karma ciltlere sahip kişilerin, nemlendirici uygulamasını bu bölgelerin dışında uygulaması doğru olacaktır
Cilt temizliğimizin ilk adımını tamamladıktan sonra cilt üzerindeki gözeneklerin temizlenip, açıldığını söyleyebiliriz. Cilt temizleme uygulamalarındaki ikinci adım olan canlandırmada esas olan şey, açılan gözeneklerin daha sağlıklı görünmesini sağlamak ve üçüncü adım olan nemlendirme uygulaması için, cildi hazırlamaktır. Bunu sağlamanın en doğru yolu bir tonik kullanmaktır. Losyon, jel ve temizleme kremleri, suda çözünebilen maddeler için etkendir. Tonikler ise işte tam burda devreye girmektedirler. Suda erimesi zor olan bileşiklerin cilt üzerinden temizlenmesinde etkendirler. Alkollü ve alkolsüz çeşitleri bulunmaktadır. Alkolsüz olanların seçimi daha doğru olacaktır. Canlandırma işlemi sırasında dikkat etmemiz gereken bir husus, göz bölgemizin çok hassas bir yapıya sahip olduğunu unutmamamızdır. Bu bölgede çalışırken, yüzümüzün diğer bölgelerine oranla daha nazik hareketlerle uygulamayı gerçekleştirmemiz gerekir. Temizleme ve canlandırma uygulamasından sonra, son aşama olarak nemlendirmeye geçebiliriz.

Sonraki Sayfa »
Saðlýk ve Týp