SuçiçeÄŸi: SuçiçeÄŸine varicella zoster virüsü neden olur ve hastalık yüz yüze iletiÅŸim halinÂdeyken yayılan zerrelerle kiÅŸiden kiÅŸiye buÂlaşır. Kuluçka süresi 10 ila 21 gün arasınÂdadır, bu süreçte ateÅŸle birlikte kaşınan ve ilerleyen günlerde kabarıp kabuk tutan sulu döküntüler görülür. SuçiçeÄŸine yakaÂlanan bir yetiÅŸkin, döküntülerin çıkmasınÂdan 48 saat öncesinde baÅŸlayıp hepsi kaÂbuk tutana kadar geçen süre boyunca hastalığı baÅŸkasına bulaÅŸtırabilir. SuçiçeÄŸi çok bulaşıcıdır ve çocukların yüzde 90′ı erÂgenlik çağına girmeden bu hastalığa yakaÂlanmaktadır. Hastalığa ilk kez hamilelik sırasında yakalanmak çok nadir görülÂmektedir (binde 3). EÄŸer ilk suçiçeÄŸini hamileliÄŸin ilk sekiz haftası içerisinde geçirirseniz bu düşüğe yol açmaz ama eÄŸer sekizinci ve 20. haftaÂlar arasında hastalanırsanız risk çok az (yüzde 1-2) olmakla birlikte bebeÄŸinizin el ve ayaklarında, gözlerinde, cildinde, barsaklarında, mesanesinde ve beyninde boÂzukluklar ve büyüme sorunuyla birlikte, doÄŸuÅŸtan suçiçeÄŸi sendromu görülebilir. 20. ve 36. haftalar arasında bebeÄŸiniz etÂkilenmez ama virüs vücutta kalır ve doÄŸumdan sonraki ilk yıllarda zona hastalığı ÅŸeklinde ortaya çıkabilir. Ancak eÄŸer 36. hafta ile doÄŸumdan sonraki 21. gün arasındaki bir zamanda suçiçeÄŸi olursanız, bebeÄŸiniz de suçiçeÄŸi olabilir. DoÄŸumdan sonraki beÅŸ gün veya üç hafta içerisinde orÂtaya çıkarsa çok ciddi bir enfeksiyon göÂrülebilir (Neonatal suçiçeÄŸi) çünkü yeni doÄŸan bebeÄŸin bağışıklık sistemi virüsle baÅŸa çıkacak kadar geliÅŸmemiÅŸtir. EÄŸer soÂrun belirlenirse ve bebeÄŸinize antikor enÂjeksiyonu (ZIG- zoster immunoglobulin) yapılırsa, belirtiler ortaya çıkmadan yapılan bu enjeksiyon atağının ÅŸiddetini azaltacaktır. Antiviral bir ilaç olan asiklovir, döküntüler baÅŸladıktan sonraki 24 saat içinde verildiÄŸi sürece belirtileri azaltacaktır. EÄŸer suçiçeÄŸi hastalığına maruz kalÂdığınızı düşünüyorsanız, doktorunuz bağışıklığınıza bakmak için bir kan testi isÂteyecektir. EÄŸer bir belirsizlik olursa doÄŸum sırasında bebeÄŸinize ZIG enjeksiyonu yapılacaktır.
hamilelikte hastalık
Kızamıkçık: Hamile kadınların yüzde 90′ı çocukken bu hastalığı geçirdiÄŸi veya aşı olduÄŸu (MMR programının bir parçası- kızamık, kızamıkçık, kabakulak) için kızamıkçığa karşı bağışıklıkları vardır. Kalan yüzde 10′luk kesimden sadece birkaç kiÅŸi ilk defa hamileyken kızamıkçık geçirir ve bunun doÄŸuÅŸtan kızamıkçık sendromu geçirebiÂlecek olan bebek üzerinde ciddi etkileri vardır. Kızamıkçık, havadaki mikroplu parçacıkların solunmasıyla bulaşır ve beÂlirtiler, bulaÅŸmadan iki ila üç hafta sonra orÂtaya çıkar. Bunlar yüzde ve kulaklarda orÂtaya çıkan düz pembe döküntülerdir, daha sonra tüm vücuda yayılır, eklemlerde ÅŸiÅŸme ve aÄŸrıya neden olur, ateÅŸ yükselir ve lenf bezleri ÅŸiÅŸer. Hastalıklı kiÅŸiler, belirtiler göÂrülmeden bir hafta öncesini ve belirtilerin geçmesinden birkaç gün sonrayı kapsayan sürede hastalığı baÅŸkasına bulaÅŸtırabilirÂler. EÄŸer hamilelikte döküntüler ortaya çıÂkarsa doktorunuz kızamıkçık olup olmaÂdığım anlamak için bir kan testi yapar ve iki hafta sonra testi tekrarlayarak antikor üretip üretmediÄŸinize bakar. EÄŸer 12. hafÂtadan önce size kızamıkçık teÅŸhisi konursa, bebeÄŸinizde yüzde 80 ihtimalle gözde kaÂtarakt, sağırlık, kalp bozukluÄŸu ve öğrenme zorluÄŸu gibi doÄŸumsal anomalikler görülme riski olacaktır. 13. ve 17. haftalar arasında ortaya çıkan kızamıkçık bebeÄŸin sağır olmasına neden olabilir. 17. haftadan sonra bebeÄŸiniz tehlike altında deÄŸildir. DoÄŸumsal kızamıkçıkla doÄŸan bebeklerin kiloları az, cildi döküntülü, karaciÄŸeri ve dalağı sanlıkla büyümüş olabiÂlir ve aylarca bulaşıcı kalabilirler.
Parvovirüs: Parvovirüs B19 kaynaklı enfeksiyonların belirtileri kızamıkçığa benzer ama çok haÂfif olduÄŸu için fark edilmeyebilir. ParvoviÂrüs zerrelerle (öksürme ve hapşırma) veya fomiderle (Mikroplu parçacıkları emen maddeler, yatak, kıyafet ve halı gibi) temas sonucu bulaşır. Organizma doÄŸumsal anormalliklere neden olmaz ve hamilelikte görülen enfeksiyonların çoÄŸu saÄŸlıklı beÂbeklerin doÄŸumuyla sonuçlanır. HamileÂlikte yaygın olarak görülmez ama geç düşüklere ve HIDROPS FETALIS ile ilgili olan rahim içi ölüme neden olabilir.
Sitomegalovirüs (CMV): Sitomegalovirüs (CMV) herpes ailesinden bir virüstür ve genç çocuklarda sıkça göÂrülür, yetiÅŸkinlerin en az yüzde 50′lik bir kısmı 30 yaÅŸma gelmeden bu enfeksiyonu geçirmiÅŸ olur. Enfeksiyon genellikle fark edilmez ama boÄŸaz aÄŸrısı, hafif ateÅŸ, ekÂlemlerde aÄŸrı ve yorgunlukla birlikte nezlemsi bir duruma neden olur. Genellikle yalan temas, mikroplu kan, idrar, tüküÂrük, mukus veya anne sütüyle bulaşır.Yalnızca bazı hassas kadınlar ilk kez hamilelik sırasmda CMV enfeksiyonu kaÂpar ve bu kadınlar arasında virüsün beÂbeÄŸe geçme ihtimali yüzde 40′ür. Bu beÂbeklerde zekâ geriliÄŸi, görme, duyma ve geliÅŸim problemlerine neden olabilen doÄŸumsal CMV görülme riski vardır ama hastalık kapan bebeklerin sayısı çok azdır. Günümüzde CMV’vi tedavi etmek veva etkilerini durdurup tersine çevirmek mümkün deÄŸildir ama yeni antiviral ilaçlar araÅŸtırılmaktadır, ingiltere’de zekâ geriÂliÄŸinin baÅŸlıca ve en yaygın nedeni CMV olduÄŸu için aşı bulma çalışmaları sürmekÂtedir. Hamileler gibi risk altında olan kiÅŸiler (hastane ve laboratuvar personeli ve hemÅŸireler) ellerini yıkamak gibi antiÂseptik önlemler almalıdır.
Toksoplazma: Nüfusun çoÄŸu daha önce bu enfeksiyonu geçirdikleri için toksoplazmaya karşı bağışıklık sahibidir. Enfeksiyon o kadar hafif geçmiÅŸtir ki düşük ateÅŸ ve ÅŸiÅŸ salgı bezleri gibi nezleye benzeyen belirtiler fark edilmemiÅŸ olabilir. Enfeksiyona ilk defa hamilelikte yakalanmak nadir görülen bir durumdur (2000′de 1) ama bebekte ciddi sorunlara neden olabilir. HamileliÄŸin ilk üç ayında bebeÄŸin hastalık kapma riski düşüktür ama erken veya ilerleyen zaÂmanda düşükler ve nörolojik sorunlarla (HİDROSEFALİ, serebral kalsifikasyon ve gözlerde hasar) doÄŸan bebeklerin göÂrülme riski yüksektir. DoÄŸuma yakın zaÂmanlarda bebeÄŸin hastalığı kapması daha kolaydır ama doÄŸumsal toksoplazma enÂfeksiyonunun nörolojik hasara yol açması pek olası deÄŸildir. İngiltere’de hamile kadınlara rutin olarak toksoplazma testi yapılmamaktadır ama eÄŸer kan testi kadının mikrobu kapmış olabileceÄŸini gösteriyorsa, hastalığın beÂbeÄŸe geçme riskini azaltmak için antibiyoÂtik tedavisine baÅŸlanması önerilecektir. BeÂbeÄŸe geçip geçmediÄŸinin anlaşılması için kordosentez yapılabilir. Eser hastalığın bebeÄŸe geçtiÄŸi kesinleÅŸirse bazı kadınlar hamileliÄŸi sonlandırmayı düşüneÂbilir.
Tüberküloz: GeliÅŸmiÅŸ ülkelerde akciÄŸer TB’nun göÂrülme oranı çok az olduÄŸundan ve geÂliÅŸmemiÅŸ ülkelerde de pelvisi etkileyen ve kısırlıka yol açan daha yaygın bir hastalık olduÄŸu için, TB enfeksiyonunun hamilelik sırasında görülmesi oldukça az rasdanılan bir durumdur. Ancak nüfus hareketliliÄŸindeki artış ingiltere’de yaÅŸayan tüberkülozlu hamile kadın sayısında büyük bir artışa neden olmuÅŸtur. HIV enfeksiyonu olan kiÅŸiler, bağışıklık sistemlerindeki deÄŸiÅŸiklikler nedeniyle TB enfeksiyonuna karşı daha hassastır. HamileliÄŸin ilk yarıÂsında görülen aktif TB genellikle izoniazid antibiyotiklerle tedavi edilebilmektedir ama 20. haftadan sonra rifampisin kullanÂmak daha güvenlidir. EÄŸer doÄŸum sıraÂsmda annede TB aktif deÄŸilse bebeÄŸe BCG aşısı yapılmalıdır, karantinaya alınÂmasına gerek yoktur ve emzirmeye izin veÂrilir.
Listeria: Listeria yiyecek yoluyla geçen bir bakteriÂdir. Hamilelik sırasmda görülmesi yaygın deÄŸildir ama bebek üzerinde ilerleyen zaÂmanda düşük ve rahim içi ölüm görülmesi gibi ciddi sonuçları olabilir. Hamilelik süÂresince anne adaylarının bu enfeksiyona olan dirençleri azalır ve bu direnç plasenÂtada daha da azdır. Tipik belirtileri, kırıkÂlık, mide bulantısı, ishal ve kann aÄŸrısı ile birlikte aelisen nezlemsi bir rahatsızlıktır. Penisüinli antibiyotikler hızlı bir ÅŸekilde tedavi edebilir ama hamilelik sırasında bu sorundan kaçınmanın en iyi yolu önlem alÂmak ve enfeksiyona maruz kalmamaya çaÂlışmaktır.
B grubu streptokok enfeksiyonu: Kadınların yüzde 5 ila yüzde 30′unda bu normal barsak bakterisi vajinanın üst kısÂmında bulunmaktadır. Akıntı veya idrar enfeksiyonuna yol açabilmesine raÄŸmen çoÄŸu zaman bir belirti göstermez. EÄŸer doÄŸum sırasmda enfeksiyon mevcutsa beÂbek etkilenebilir. Risk altındaki bebeklerin yalnızca yüzde l’inde vajinal salgıları yutma veya soluma nedeniyle bu enfeksiÂyon görülmektedir, ama bu neonatal enÂfeksiyon ölümcül olabilir. Genellikle sepÂtisemi ve menenjit belirtileri doÄŸumdan iki gün sonra ortaya çıkar. EÄŸer annenin zarları yırtılmışsa prematüre bebekler çok büyük risk altındadır. DoÄŸum öncesinde streptokok taraması yüzde 100 kesin sonuç vermez ve ingiltere’de rutin olarak yapılÂmaz. Ama daha önce bu enfeksiyondan etkilenen bir bebeÄŸiniz veya erken doÄŸum yapma riskiniz olduysa, size test yapılması önerilecektir çünkü doÄŸum sırasında ve doÄŸumdan dört saat önce damardan veriÂlen antibiyotikler bebeÄŸi neonatal enfeksiÂyonlara karşı korumanın en etkili yoludur.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
HERPES: İki tür herpes enfeksiyonu vardır. Tip I (HSV1) ağızda ve dudaklarda yaralara neden olur. Genital herpes olarak da bilinen Tip TJ (HSV2) ise vulvada, vajinada veya servikste aÄŸrılı ülsere neden olur. EÄŸer anÂnede, genital herpes enfeksiyonu ilk olarak doÄŸuma yakın bir zamanda görülürse, beÂbeÄŸin doÄŸum sırasında enfeksiyonu kapma riski yüzde 10′dur. Enfeksiyonun, herpes ensefaliti veya menenjit gibi çok ciddi soÂnuçları olabilir, bu yüzden sezaryen yapılÂması önerilmekte ve doÄŸumdan sonra beÂbeÄŸe antiviral ilaçlar verilmektedir, ilk enfeksiyondan sonra anne bir sonraki beÂbeÄŸi koruyacak antikorlar üretir ama bu annenin yeniden enfeksiyon kapmasını önÂlemez. Hamilelikte ikincil genital herpes enfeksiyonu anne için hoÅŸ olmasa da beÂbeÄŸi etkilemez. Bu durumda en iyisi vajinal doÄŸum yapmaktır.
Gonore: Gonore genellikle rahim aÄŸzını etkileyen ama idrar yolu, rektum veya boÄŸazda da görülebilen çok bulaşıcı bir bakteri enfekÂsiyonudur. Genellikle KLAMİDYA, TRİ-KOMONAS ve FRENGİ üe birlikte göÂrülür. Enfeksiyonlu biriyle korunmasız cinsel iliÅŸkiye girmek, vakaların yüzde 90′ında bulaÅŸmaya sebep olur. Enfeksiyon belirtisiz seyreder veya vajinal akıntı, aÄŸrı ve idrara çıkarken rahatsızlık gibi belirtileri olabilir. Fallop tüplerine zarar vererek DIÅž GEBELİĞE ve kısırlığa yol açan pelvik in-flamatuar hastalığının baÅŸlıca nedenlerinÂden biri bu enfeksiyondur. Hamilelik sıraÂsmda görülen enfeksiyon zarların erken yırtılması ve erken doÄŸumla iliÅŸkilendirilebilir. DoÄŸum sonrasında pelvik inflamatuar hastalığı ve sistemik yayılma (eklem aÄŸrısı ve ciltte döküntü) riski artar. Hastalık en iyi rahim aÄŸzından kültür alınmasıyla teÅŸhis edilir ve penisüinli antibiyotiklerle tedavi edilir. Hamüelik sırasmda bebek enfeksiÂyon riski altında olmasa da doÄŸum sıraÂsmda organizmayla temas etmesi neonatal konjonktivite ve yoÄŸun tedavi gerektiren septisemiye neden olabilir.
Klamidya: “Chlamydia trachomatis” adı verilen bakÂteri İngiltere’de en sık görülen cinsel yolla bulaÅŸan hastalıklardan biridir. Hastalığın görüldüğü erkeklerin yüzde 40′ında peÂniste akına, testis ütihabı ve idrar yaparken yanma gibi belirtiler görülse de, kadınların yalnızca yüzde 15′inde vajinal akıntı, pelÂvik aÄŸrı veya idrar problemi gibi belirtiler görülmektedir. Belirti görülmediÄŸi duÂrumlarda büe vajinada, rahim aÄŸzında, raÂhimde, anüste, idrar yolunda veya gözÂlerde enfeksiyon olabilir ve çok ciddi sorunlara neden olabilir. Fallop tüplerine verilen zarar dış gebelik riskini artırır ve kıÂsırlığa neden olur. EÄŸer doÄŸum zamanında enfeksiyon varsa bebeklerin yüzde 40′ı enÂfeksiyonu kapar. Klamidya, körlüğe veya yeni doÄŸan zatürreesine neden olabüen neonatal konjunktivitin (göz enfeksiyonu) baÅŸlıca nedenlerindendir. Enfeksiyon anÂtibiyotiklerle kolayca tedavi edüebüdiÄŸi için erken teÅŸhis önemlidir.
Frengi: Frengi, Treponema pallidum adlı bir bakÂteri tarafından taÅŸman bir enfeksiyondur. Ingütere’de hamüe kadınlarda yaygın olaÂrak görülmez ama enfeksiyon bazı etnikgruplar arasında artmaktadır ve bebeÄŸe verebileceÄŸi zararlar penisilinle erken teÂdavi sayesinde önlenebilir. Bu yüzden haÂmile kadınların hepsine rutin kontrolleri sırasında frengi testi yapılmaktadır. EnÂfeksiyonun ilk aÅŸamasında, herpese benÂzeyen ama üç ila altı hafta boyunca süren bir ülser (ÅŸankır) ortaya çıkar. Tedavi edilÂmediÄŸi takdirde enfeksiyon birkaç ayda ilerleyerek, ateÅŸ, kaşıntı, ÅŸiÅŸ salgı bezleri, kilo kaybı ve yorgunluÄŸun görüldüğü ikinci aÅŸamaya geçer. Tedavi edilmezse ilerleyen yıllarda üçüncül frengiye döÂnüşerek beyne, sinirlere ve diÄŸer organlara zarar verebilir. Frenginin hamilelik üzeÂrindeki etkisi, bakterilerin 15. haftadan sonra plasentadan geçerek fetüse bu-laÅŸabilmesidir. Hastalığı taşıyan hamile kadınların yüzde 70′i enfeksiyonu bebekÂlerine bulaÅŸtırır. EÄŸer fetüs ilk enfeksiÂyonu adatırsa doÄŸumda hastalığın ikinci aÅŸamasında olacaktır. Bu vakaların yüzde 30′unda ölü doÄŸum görülür, diÄŸer bir yüzde 30′luk kısımda da bebek doÄŸumsal frengiyle doÄŸar ve bebeklerde nöbet, geÂliÅŸme geriliÄŸi, deri ve ağız yaralan, enfekte kemikler, sarılık, anemi ve mikrosefali gibi sorunlar görülebilir. Tek doz penisilin anÂnedeki frengiyi tedavi ederek bebeÄŸe geçÂmesini önler. EÄŸer gerekirse doÄŸumda beÂbeÄŸe ek antibiyotikler de verilebilir. Frengi tanısı konduÄŸunda klamidya, gonore, FHV ve hepatit B ve C enfeksiyonlarına da bakılması gerekir.
HIV Enfeksiyonu: HIV enfeksiyonu yaygın olarak cinsel yolla, virüs bulaÅŸmış iÄŸne kullanımı, mikroplu kan ve kan ürünleriyle bulaşır. Batı ülkelerinde HIV enfeksiyonu daha çok homoseksüel/biseksüel erkekler ve heteroseksüel madde bağımlılarında görülÂmektedir. Londra’nın merkezinde HIV enfeksiyonu olan hamile kadınların oranı yüzde l’den daha azken bazı Afrika ülkeÂlerinde bu oran yüzde 40 civarındadır. Hamile kalmak HIV virüsü taşıyan bir kadının saÄŸlığını etkilemez ama bebek üzerinde ciddi sonuçlan vardır. Yaklaşık olarak HIV virüsüyle doÄŸan bebeklerin yüzde 20′sinde doÄŸumdan sonraki ilk yıl içerisinde AİDS görülür ve bebekler dört yaşından önce ölür. Bazılarında da altı yaşından önce AİDS ortaya çıkar. DoÄŸum öncesinde yapılan rutin taramalar ve HIV pozitif olan kadınların tedavileri, virüsün bebeÄŸe geçme riskini ve annede AİDS’in bir hastalık ÅŸeklini alarak ortaya çıkma riskini büyük ölçüde azaltır ve annenin ömrünü uzatır. HIV pozitif olan kadınlara hamileliÄŸin son aylarmda antiretroviral ilaç kombinasyonu verilerek, bebek seÂzaryen doÄŸurtularak, emzirmekten kaçıÂnarak ve yeni doÄŸan bebeÄŸi aktif olarak teÂdavi ederek, HIV virüsünün anneden bebeÄŸe geçme oranı yüzde 20′den yüzde 2′ye düşürülebilmektedir. HIV virüsü taşıyan hamile kadınların maalesef çoÄŸu pahalı ilaçların ve tıbbi müÂdahalelerin hayatlarını kurtarma imkânı olmadığı ülkelerde yaÅŸamaktadır.
Trikomonas: Bu enfeksiyona, idrar yollarında ve vaji-nada bulunan Trichomonas vaginalis orÂganizması neden olur ve enfeksiyon genelikle klamidya ve gonore ile birlikte görülür. Enfeksiyon belirti göstermeyebilir veya kötü kokulu sarı yeÅŸil renkli köÂpüklü vajinal akıntıyla birlikte vajina ve idÂrar yolunda iltihap ve aÄŸrı ÅŸeklinde ortaya çıkar. Hamilelikte görülen enfeksiyon yeni doÄŸan zatürreesine neden olabilmektedir. Hastalığın teÅŸhisi rahim aÄŸzından alman sürüntü örneÄŸi veya vajinal örneÄŸin inceÂlenmesiyle konur. Enfeksiyon, hamilelikte ve emzirirken kullanılması güvenli olan metronidazol antibiyotiklerle tedavi edilir.
Bakteriyel Vajinoz: Kadınların yaklaşık yüzde 10′u ila 20′sini etkileyen vajinal akıntının nedenidir ama belirti göstermeyebilir. Bu genellikle ince gri renkli ağır ve kötü kokulu kaşıntı yapÂmayan bir akıntıdır. Vajinal yayma tesÂtinde bulunan ipucu hücreleri sayesinde tanı konur. Hamilelikte vajinadaki deÄŸiÅŸen hormonal ortam daha az asidik olduÄŸu için bakteriyel vajinozda bulunan orgaÂnizmaların büyümesi için uygundur. Hamilelikte görülen BV enfeksiyonu geç düşük ve prematüre doÄŸumla yakından ilÂgilidir. Klindamisin veya metronidazol gibi antibiyotikler enfeksiyonu birkaç gün içerisinde geçirse de hamilelikte nüksetÂmesi sık rasdanan bir durumdur. TaraÂmalar ve enfeksiyonlu kadınların her biriÂnin tedavi edilmesi erken doÄŸum oranını azaltmamıştır. Daha önce erken doÄŸum yapmış olan kadınların bu enfeksiyona yatkınlığı bulunmaktadır ve enfeksiyon görüldüğünde testlerden ve antibiyotik tedavilerinden yararlanmalan gerekmekÂtedir.
arasında artmaktadır ve bebeÄŸe verebileceÄŸi zararlar penisilinle erken teÂdavi sayesinde önlenebilir. Bu yüzden haÂmile kadınların hepsine rutin kontrolleri sırasında frengi testi yapılmaktadır. EnÂfeksiyonun ilk aÅŸamasında, herpese benÂzeyen ama üç ila altı hafta boyunca süren bir ülser (ÅŸankır) ortaya çıkar. Tedavi edilÂmediÄŸi takdirde enfeksiyon birkaç ayda ilerleyerek, ateÅŸ, kaşıntı, ÅŸiÅŸ salgı bezleri, kilo kaybı ve yorgunluÄŸun görüldüğü ikinci aÅŸamaya geçer. Tedavi edilmezse ilerleyen yıllarda üçüncül frengiye döÂnüşerek beyne, sinirlere ve diÄŸer organlara zarar verebilir. Frenginin hamilelik üzeÂrindeki etkisi, bakterilerin 15. haftadan sonra plasentadan geçerek fetüse bu-laÅŸabilmesidir. Hastalığı taşıyan hamile kadınların yüzde 70′i enfeksiyonu bebekÂlerine bulaÅŸtırır. EÄŸer fetüs ilk enfeksiÂyonu adatırsa doÄŸumda hastalığın ikinci aÅŸamasında olacaktır. Bu vakaların yüzde 30′unda ölü doÄŸum görülür, diÄŸer bir yüzde 30′luk kısımda da bebek doÄŸumsal frengiyle doÄŸar ve bebeklerde nöbet, geÂliÅŸme geriliÄŸi, deri ve ağız yaralan, enfekte kemikler, sarılık, anemi ve mikrosefali gibi sorunlar görülebilir. Tek doz penisilin anÂnedeki frengiyi tedavi ederek bebeÄŸe geçÂmesini önler. EÄŸer gerekirse doÄŸumda beÂbeÄŸe ek antibiyotikler de verilebilir. Frengi tanısı konduÄŸunda klamidya, gonore, FHV ve hepatit B ve C enfeksiyonlarına da bakılması gerekir.
HIV ENFEKSİYONU
HIV enfeksiyonu yaygın olarak cinsel yolla, virüs bulaşmış iğne kullanımı, mik-
|
roplu kan ve kan ürünleriyle bulaşır. Batı ülkelerinde HIV enfeksiyonu daha çok homoseksüel/biseksüel erkekler ve hete-roseksüel madde bağımlılarında görülÂmektedir. Londra’nın merkezinde HIV enfeksiyonu olan hamile kadınların oranı yüzde l’den daha azken bazı Afrika ülkeÂlerinde bu oran yüzde 40 civarındadır. Hamile kalmak HIV virüsü taşıyan bir kadının saÄŸlığını etkilemez ama bebek üzerinde ciddi sonuçlan vardır. Yaklaşık olarak HIV virüsüyle doÄŸan bebeklerin yüzde 20′sinde doÄŸumdan sonraki ilk yıl içerisinde AİDS görülür ve bebekler dört yaşından önce ölür. Bazılarında da altı yaşından önce AİDS ortaya çıkar. DoÄŸum öncesinde yapılan rutin taramalar ve HIV pozitif olan kadınların tedavileri, virüsün bebeÄŸe geçme riskini ve annede AİDS’in bir hastalık ÅŸeklini alarak ortaya çıkma riskini büyük ölçüde azaltır ve annenin ömrünü uzatır. HIV pozitif olan kadınlara hamileliÄŸin son aylarmda antiretroviral ilaç kombinasyonu verilerek, bebek seÂzaryen doÄŸurtularak, emzirmekten kaçıÂnarak ve yeni doÄŸan bebeÄŸi aktif olarak teÂdavi ederek, HIV virüsünün anneden bebeÄŸe geçme oranı yüzde 20′den yüzde 2′ye düşürülebilmektedir. HIV virüsü taşıyan hamile kadınların maalesef çoÄŸu pahalı ilaçların ve tıbbi müÂdahalelerin hayatlarını kurtarma imkânı olmadığı ülkelerde yaÅŸamaktadır.
TRİKOMONAS
Bu enfeksiyona, idrar yollarında ve vaji-nada bulunan Trichomonas vaginalis orÂganizması neden olur ve enfeksiyon ge-
|
ilikle klamidya ve gonore ile birlikte görülür. Enfeksiyon belirti göstermeyebi-lir veya kötü kokulu sarı yeÅŸil renkli köÂpüklü vajinal akıntıyla birlikte vajina ve idÂrar yolunda iltihap ve aÄŸrı ÅŸeklinde ortaya çıkar. Hamilelikte görülen enfeksiyon yeni doÄŸan zatürreesine neden olabilmektedir. Hastalığın teÅŸhisi rahim aÄŸzından alman sürüntü örneÄŸi veya vajinal örneÄŸin inceÂlenmesiyle konur. Enfeksiyon, hamilelikte ve emzirirken kullanılması güvenli olan metronidazol antibiyotiklerle tedavi edilir.
|
 |
| Â |
BAKTERİYAL VAJİNOZ
Kadınların yaklaşık yüzde 10′u ila 20′sini etkileyen vajinal akıntının nedenidir ama belirti göstermeyebilir. Bu genellikle ince gri renkli ağır ve kötü kokulu kaşıntı yapÂmayan bir akıntıdır. Vajinal yayma tesÂtinde bulunan ipucu hücreleri sayesinde tanı konur. Hamilelikte vajinadaki deÄŸiÅŸen hormonal ortam daha az asidik olduÄŸu için bakteriyel vajinozda bulunan orgaÂnizmaların büyümesi için uygundur. Hamilelikte görülen BV enfeksiyonu geç düşük ve prematüre doÄŸumla yakından ilÂgilidir. Klindamisin veya metronidazol gibi antibiyotikler enfeksiyonu birkaç gün içerisinde geçirse de hamilelikte nüksetÂmesi sık rasdanan bir durumdur. TaraÂmalar ve enfeksiyonlu kadınların her biriÂnin tedavi edilmesi erken doÄŸum oranını azaltmamıştır. Daha önce erken doÄŸum yapmış olan kadınların bu enfeksiyona yatkınlığı bulunmaktadır ve enfeksiyon görüldüğünde testlerden ve antibiyotik tedavilerinden yararlanmalan gerekmekÂtedir.
|
 |
| Â |
 |
 |
| Â |
 |
 |
 |
 |