Su: Ölüm Kalım Meselesi

Yazar: Eylül 5th, 2009 in Beslenme by admin


Kirli sudan ölen insan sayısı yılda yaklaşık 1,7 milyon: Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 3 yıllık araştırmasını tamamladı ve tüm dünyada insanları öldüren risk faktörlerini belirledi. Bu faktörler sırasıyla şöyle;

Gıdasızlık, güvenli olmayan seks, yüksek kan basıncı, sigara, alkol, güvenli olmayan su, yüksek kolesterol, kötü beslenmeye bağlı hastalıklar.

Rapora göre en fazla ölüm açlıktan oluyor. 2000 yılında yalnızca açlıktan 3,4 milyon insan öldü. İkinci neden, HIV virüsü. AIDS’in yoğun olduğu Afrika ülkelerinde yaşama süresi 62’den 47’ye düştü. Raporda yoksul ülkelerde 170 milyon çocuğun normal kiloların altında olduğu, 1 milyardan fazla Amerikalı ve Kuzey Avrupalı yetişkin obez olduğu belirtiliyor.

Çin, Tayland gibi gelişmekte olan ülkelerde ölüm nedenleri yaşam stiline göre değişiyor. Sigara, kolesterol, yetersiz beslenme, gıdasızlık gibi risk faktörleri arasında eşit dağılım vardır. Gelişmekte olan ülkelerin bir diğer sorunu da alkol kullanımına bağlı hastalıklardan kaynaklanan ölümler.

Kirli sudan ölen sayısı ise yılda yaklaşık 1,7 milyon. Bu riskler % 25 azaltılabilirse, insanlığın yaş ortalaması 10 yıl daha uzayacak.

BM VERİLERİ: ÖLÜM-KALIM MESELESİ SU

Yeryüzünün yüzde 70 i su, bunun yüzde 97.5 i tuzlu su. Geriye kalan yüzde 2.5 inin dörtte üçü ise buzullarda.

Kirli suların saçtığı hastalıklardan her yıl en az 2.2 milyon insan ölüyor. Her gün 6 bin çocuk, her 8 saniyede 1 bebek can veriyor. Kirli su kurbanlarının çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde. 1.2 milyar insanın içecek suyu yok.

Stresin En İyi İlacı: Siyah Çay

Yazar: Eylül 5th, 2009 in Beslenme by admin

Yapılan araştırma sonuçlarına göre, günlük bir bardak siyah çayın, stresle başa çıkmak için birebir olduğu belirlendi. Bilim adamlarının son yaptığı araştırmaya göre siyah çay, vücuttaki stres hormonları seviyesinde doğrudan etki yapıyor. Psychopharmacology isimli sağlık dergisinde yayınlanan sonuçlar, siyah çay içenlerin stresten çok daha çabuk arınabildiğini ortaya koydu.

İngiltere de bulunan University College London da yapılan araştırmalar sonucu, siyah çayın insanlar üzerinde anti-stres etkisi bulunduğu bildirildi. Bilim adamlarının yaptığı incelemelere göre siyah çay, vücuttaki stres hormonlarının seviyesi üzerinde doğrudan etki gösteriyor. Araştırmaya katılanlar içinde, 6 hafta boyunca günde 4 kez çay içenlerin kanlarında bulunan cortisol isimli stres hormonu seviyelerinin, stresli geçen etkinliklerin ardından ölçüldüğü ve oldukça stres hormonunun beklenenin daha altında olduğu görüldü.

Araştırmanın uygulandığı deneklerin normal yaşamlarında düzenli olarak çay içme alışkanlığı bulunanlar arasından seçildi. İlk aşamada bütün denekler çay içme alışkanlıklarına bir süre ara verdi. Araştırma kapsamında denekler iki gruba ayrılarak, bir gruba normal siyah çay verilmeye devam edilirken, diğer gruba siyah renkli olan, tadı da çay ile benzer olan ancak siyah çaydan farklı bir bitki çayı verildi. Her iki grubun da, stresli oldukları durumlardaki, cortisol, kalp atışı ve kan basıncı değerleri ölçüldü. Daha sonra deneklere 3 farklı sorun meydana getirilerek, her bir denek kamera karşısında, içinde bulundukları durum nedeni ile tartıştı. Yaşanılan sorun sonucunda, stres hormonu, tansiyon ve kalp atışı değerleri yeniden ölçüldü. Her iki grubun stres seviyeleri benzer çıkmasına rağmen, 50 dakika sonunda, normal çay içen grubun stres seviyesi yüzde 47 oranında düşerken, sahte çay verilen grubun stres seviyesi en fazla yüzde 27 oranında düşebildi. Çay içenlerin, yaşadıkları sorunların ardından daha hızlı ve kolayca rahatlayabildikleri ortaya çıktı.

Stres Ve Beslenme

Yazar: Eylül 5th, 2009 in Beslenme by admin

Bu, aç olan bir vücut için çok normaldir. Bununla baş etmek için karbonhidrat ve protein yüklü bir kahvaltı birebirdir. Doğru bir beslenme, stresli zamanların üstesinden gelmemizde bize yardımcı olacaktır. İşte size stresi yenmenizde yardım edecek beslenme yöntemi:

Kahvaltı yiyin

Sabahları enerji depomuz boştur, beynin akaryakıtı yoktur. Bu yüzden yataktan kalkınca biraz hassas, alıngan, sinirli ve dikkatsiz olmamıza şaşırmamalı. Okul çocukları ile yapılan bir araştırmada iyi bir kahvaltı edenlerin daha verimli oldukları ortaya çıkmıştır. Kahvaltıda karbonhidrat ile protein doğru bir karışımdır. Örneğin kepek veya çavdar ekmeği ile peynir veya yulaf ezmesi ile meyve veya yoğurt.

Kahveyi azaltın

Sabahları bir iki fincan kahve uyku sersemliğinizi gidermede yardımcı olur. Fazlası ise sadece kalp çarpıntısına ve huzursuzluğa, daha sonraları da uykusuzluğa yol açmakla kalmayıp hassas insanlarda korkuya ve endişeye de neden olur. Kolalı içkiler de kafein içerir.

Çikolata yerine meyve yiyin

Arada bir yenen çikolataya bir diyeceğimiz yok. Fakat fazla miktarda şeker kan şekerini altüst eder. Şeker miktarı önce artar, sonra hemen düşer. Sonuçta yorgunluk ve tatlılara karşı istek ortaya çıkar. Buna karşılık meyve veya kepek, çavdar ürünleri organizma tarafından daha yavaş enerjiye dönüştürülür, kan şekerinin dengesi bozulmaz.

Soyalı Ürünler

Yazar: Eylül 5th, 2009 in Beslenme by admin

Gün geçmiyor ki, herhangi bir dergi ya da gazetede soyalı ürünlerle ilgili tanıtıcı bir haber çıkmasın. Geçmiş yıllarda, bu sevindirici gelişmeler için ne kadar yanıp tutuştuğunu hatırlayınca, hüzünlenmeden edemiyor insan. Bu ülkenin insanları, böylesine değerli bir ürünü doğru dürüst tanımıyorlardı, hatta hiç adını duymamış kişiler bile ne çoktu. Ülkemizdeki yerli soya üretimi düşük miktarlarda süründüğünden ve soyalı ürünlerle ilgili sanayi tesisleri bir türlü kurulamadığından, bu konuda istenen seviyelere ulaşmaya ancak hayallerimizde yer verebiliyorduk.

Son dönemlerde, basının ve televizyonların da gayretiyle sağlıklı beslenme konusunda yoğun bir kampanya başlatılınca, halkın gıda alımı konusundaki tercihlerinde de olumlu değişiklikler olmaya başladı. Gerçi, “dediğim dedik” diyen inatçılar hala fazla miktarda var ama en azından, yeni bir ürüne sıcak bakıp, tadından hemen hoşlanmasa bile, kendi sağlığı için yeni tatları mutfak kültürüne sokmayı tercih edenler de gün geçtikçe artıyor.

Deprem uzmanlarının bir dönem televizyon ekranlarını parsellemesi gibi, şimdilerde de sağlık uzmanları ve diyetisyenler her gün farklı bir beslenme tipi önerisiyle karşımıza çıkıyorlar. Akılların allak bullak olması gibi bir olumsuzluğa rağmen, arada bir işe yarayacak yararlı bilgiler de kitlelere ulaşmıyor değil. Beni en fazla şaşırtan da, pek çoğu yurt dışında eğitim aldığını söyleyen bazı uzmanların, özellikle soyaya karşı,” hiç duymamış, görmemiş” pozisyonunda kalmaları; bilgiyi ayaklara kadar getiren internet ortamında bile yüz binlerce soyalı yayına kavuşmak mümkünken, adeta yok farz ettikleri soyanın faydalarından hiç bahset-memeleridir.

Sınavlarda Başarı İçin İyi Beslenmek Şart

Yazar: Eylül 5th, 2009 in Beslenme by admin

Araştırmalara göre, bazı yiyecekleri daha fazla yiyerek algılama yeteneğini artırmak mümkün

Sınav günleri yaklaşırken, öğrencilerde oluÅŸan stres beraberinde “yeme davranış bozukluÄŸu”nu getiriyor. Yeme davranış bozukluÄŸu; kilo kayıplarına, mide bulantısına, kabızlığa, baÅŸ dönmesine ya da aşırı kilo almaya neden olabiliyor. Her besin grubundan yeterli miktarda tüketmek, baÅŸarının anahtarı olacaktır.

Sınava hazırlanan kişiler çeşitli nedenlerle sabah kahvaltısını atlıyor. Oysa sabah kahvaltı eden kişilerin başarı oranlarının ve dikkat düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Bu yüzden mutlaka güne süt, kepekli ekmek, peynir, yumurta, pekmez, yulaf ezmesi gibi besleyici değeri yüksek gıdalar ile başlamak gerekiyor. Kan şekerinin düşmemesi için de ara öğünler atlanmamalıdır. Ara öğünler; basit şeker içeren, kan şekerinin hızla yükselip düşmesine sebep olan tatlı, çikolata, hazır meyve suları yerine kan şekerini yavaş yükselten ve düşük kalori içeren meyve, yoğurt gibi gıdalardan oluşmalıdır. Yağsız et, yoğurt, salata, sebze yemeği ve kepekli ekmekten oluşan akşam yemekleri en idealidir.

Kafeinli içeceklere dikkat!

Özellikle bu dönemde çay, kahve ve kola gibi kafeinli içeceklerden uzak durmak gereklidir. Stresin azaltılması açısından antioksidan içeren besinlerin tüketilmesi yararlı olur. Dengesiz beslenme, aşırı şeker tüketimi, kola ve cips, uzun süre açlık, az öğünlü besin tüketimi hafızayı zayıflatır.

Sınav için öneriler

Sınavdan bir gün önce şimdiye kadar yemediğiniz besini ilk defa o gün tüketmeyi denemeyiniz.

Sekeri Ve Doymamış Yağı Azaltın

Yazar: Eylül 5th, 2009 in Beslenme by admin

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından, beslenme ve kronik hastalıklar hakkında bağımsız uzmanlar raporu yayınlandı. Uzman bir ekip tarafından kaleme alınan rapor, her yıl daha da ölümcül olan kronik hastalıklarla mücadelede hükümetlere yardım etmek için beslenme ve fiziksel egzersiz konularında yeni öneriler getirmeyi hedefliyor. Rapora göre, kalp ve damar hastalıklarını, kanseri, diyabeti ve obeziteyi (aşırı şişmanlık)önlemek için, daha az doymuş yağ, şeker, tuz; daha çok meyve, sebze ve fiziksel egzersiz gerekiyor.

Aktif bir hayat tarzı için, doymuş yağ ve şeker oranı yüksek besinleri daha az, meyve ve sebzeyi daha çok tüketmek, kronik hastalıklarla mücadelede de en etkili yollardan biri olarak açıklanıyor.

Kalp-damar hastalıkları, kanser, diyabet, obezite gibi kronik hastalıkların dünyada hızla arttığı belirtilen raporda, günlük beslenme şekillerini değiştirme ve enerji harcamayı artırma yolları hakkında şunlar öneriliyor:

- Doymamış yağ ve şeker oranı yüksek besinleri daha az tüketin.

- Günde 5 gramdan az tuz, günde en az 400 gramdan fazla sebze-meyve tüketin.

- Her gün en az bir saat orta yoğunlukta fiziksel hareket yapın.

- Günlük enerji tüketimi harcanabilen enerji miktarıyla oranlı olsun.

- Enerji içeren besinler kiloya yol açar, özellikle öğün öncesi yenilen yemeklerde, hazır yemeklerde ve içeceklerde büyük miktarda bulunan doymamış yağ, şeker ve tuz tüketimini kontrol edin.

Salçalarımız Çok Tuzlu

Yazar: Eylül 5th, 2009 in Beslenme by admin

Uzmanlar, Türk yemeklerinin vazgeçilmez unsurlarından biri olan ve özellikle ev ortamında hazırlanan biber salçasındaki tuz oranının yüksekliğine dikkati çekerek, tuz tüketimi sınırlandırılmış kişilere endüstri ürünü salçaları tercih etmelerini önerdiler.

Çukurova Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Fenercioğlu yaptığı açıklamada, özellikle güney mutfağında tercih edilen ev yapımı biber salçasında dayanıklılığı artırmak için bol miktarda tuz kullanıldığını kaydetti.

Tüketicilerin bugünlerde hazırlamaya başladığı biber salçasını, çoğunlukla yemeğe renk vermesi ve iştah açıcı olması nedeniyle tercih ettiğini belirten Fenercioğlu, şunları söyledi: Taze biber, C vitamini açısından son derece zengin bir sebzedir. Ancak salça yapımı sırasında uygulanan güneşte kurutma tekniği, bu özelliği ortadan kaldırıyor. İçinde taşıdığı sarı ve kırmızı pigmentlerden kaynaklanan A vitaminin dışında fazla bir besleyici değeri de kalmıyor. Kullanılan bol miktardaki tuz ise sağlığı ciddi anlamda tehdit ediyor. Bu durumda tuzu az miktarda tüketmesi gereken kalp ve tansiyon hastaları başta olmak üzere tuzsuz diyetler uygulayanlar ev yapımı salçaları tercih etmemeli.

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aykut Gül de Adana ve çevresinde yaptıkları bir araştırmanın, bölgede, tüketicinin yüzde 85 inin biber salçası kullandığını ve bu kişilerin yüzde 61 inin salçayı kendilerinin yaptığını ortaya koyduğunu söyledi.

Sağlıklı Mutfak İçin 10 İpucu

Yazar: Eylül 5th, 2009 in Beslenme by admin


SaÄŸlıklı olmak için yalnızca görünen ve bilinen olgulara dikkat etmek yetmez. Bazen gözümüzden kaçan küçük detaylar da saÄŸlığımıza ciddi ölçüde zarar verebilir. Özellikle mutfaklarda hijyen kurallarına maksimum dikkat etmek gerekiyor. İşte size saÄŸlıklı bir mutfak için gerekli 10 ipucu…

Pastörize süt alın

Daima işlenmemiş süt yerine pastörize edilmiş süt satın alın. Eğer seçme durumundaysanız, taze veya şok dondurma işlemine tabi tutularak dondurulmuş tavuğu seçin.

Etleri en az 70 derecede piÅŸirin

Gıdaların bütün kısımlarının en az 70 derecede pişirilmesi gerektiği unutmayın. Donmuş sığır eti, balık ve tavuk etini pişirmeden önce tamamen çözün.

SoÄŸumadan hemen yiyin

Güvenli tüketim için, pişmiş besinleri ısılarını kaybetmeye başlamadan hemen yemeye özen gösterin.

Bebeğiniz için gıda saklamayın

Bebekler için, depo edilmemiş gıdaları tercih edin.

Pişirilmiş gıdaları bütünüyle tekrar ısıtın

Bir kez daha yeniden ısıtmak, gıdaların bütün kısımlarının en az 70 dereceye ulaşması anlamına gelir.

Pişmiş ve pişmemiş etin temasını önleyin

Çiğ tavuk hazırlarken kullanılan bıçak ve kesme tahtasını yıkamadan, daha sonra pişmiş tavuk için kullanmayın. Böyle yapmakla, mikrop üremesi ve pişirme öncesi mevcut olan hastalıklar için tüm potansiyel riskleri tekrardan oluşturursunuz.

Eller tekrar tekrar yıkanmalı

Gıdaların hazırlanışı işlemine başlamadan önce ve her bir ara sonrasında, özellikle tuvalete girdiyseniz veya bebek bezi değiştirdiyseniz ellerinizi çok iyi şekilde yıkayın. Balık, tavuk veya et gibi çiğ gıdaların hazırlanmasından sonra diğer gıdaların işlemine başlamadan önce de ellerinizi tekrar yıkayın.

Sayfa 1 Yazının Devamını Okuyun

Sağlıklı Gıda Tüketimi

Yazar: Eylül 5th, 2009 in Beslenme by admin

Sağlıklı gıda tüketiminin 5 anahtarı, temizlik, doğru pişirme, uygun şartlarda saklama, çiğ-pişmiş gıda ayırımının doğru yapılması ile taze ve sağlıklı hammadde temini olarak belirlendi.

Tarım ve KöyiÅŸleri Bakanlığının konuyla ilgili hazırladığı broşüre göre, saÄŸlıklı gıda tüketiminin ilk ÅŸartı, gıdaları hazırlamaya baÅŸlamadan önceki kiÅŸisel temizlik…

Buna göre, gıdalar hazırlanmadan, önce ellerin yıkanması gerekiyor ve hazırlama esnasında da yıkama işlemenin sık sık tekrarlanması gerekiyor.

Ayrıca, gıda hazırlamada kullanılan tüm yüzeylerin ve aletlerin yıkanması ve sanitasyonunun (sağlık önlemleri) sağlanması, mutfakların sinek, böcek ve diğer hayvanlara karşı korunması gerekiyor.

Birçok mikroorganizmalar hastalık sebebi olmamakla beraber toprak, su, hayvan ve insanda oldukça geniş ölçüde bulunuyor. Bu mikroorganizmalar ellerle, giysilerde, kullanılan araç-gereçle gıdaya taşınıyor ve gıda kaynaklı hastalıklara sebep oluyor.

PİŞMİŞ GIDALARLA ÇİĞ GIDALARIN AYRILMASI GEREKİYOR

Gıdaların hazırlanma aşamasında taze et, kanatlı et ve deniz ürünlerinin diğer gıdalardan ayrılması gerekiyor.

Özellikle çiğ gıdaların hazırlanmasında kullanılan bıçak ve kesim tahtalarının mutlaka ayrı olması gerekiyor.

Ayrıca, hazırlanmış gıdalar ile çiğ gıdaların birbirinden ayrılacak şekilde kapalı kaplarda saklanması gerekiyor.

Çünkü, çiğ gıdalar özellikle et, kanatlı et ve deniz ürünleri ile bunların suları tehlikeli mikroorganizmalar içeriyorlar. Bu mikroorganizmalar gıdaların hazırlanması ve saklanması sırasında diğer gıdalara geçebiliyorlar.

Sağlıklı Beslenmek İçin 12 Kural

Yazar: Eylül 5th, 2009 in Beslenme by admin

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sağlıklı beslenme için 12 temel adımı belirledi. Buna göre, tahıl, taze sebze ve meyve tüketimi artmalı, et yerine kurubaklagil tercih edilmeli. İşte öneriler:

BESLEYİCİ bir diyet yapılmalı. Hayvansal kaynaklı besinler yerine temel olarak bitkisel kaynaklı besinler tercih edilmeli.

GÜNDE birkaç kez, ekmek, makarna, pirinç, patates gibi tahıl grubundaki besinler tüketilmeli.

GÜNDE birkaç kez, taze sebze ve meyve alınmalı.

VÜCUT AĞIRLIĞI (beden kitle indeksi), tercihen her gün yapılan orta düzeyde fiziksel aktiviteyle birlikte önerilen sınırlar içinde tutulmalı. Beden kitle indeksi, kişinin vücut ağırlığının boy uzunluğunun karesine bölünerek elde edilen bir değer. 18.5-24.9 arası normal sayılıyor.

YAĞ alımı kontrol edilmeli. Diyette yağdan gelen enerji oranı yüzde 30’u geçmemeli ve tereyağı, kuyruk yağı gibi doymuş yağlar yerine ayçiçek, mısırözü, soya, zeytinyağı gibi doymamış yağlar tercih edilmeli.

YAĞLI kırmızı etler ve kırmızı et ürünleri yerine mercimek, kuru fasulye, nohut gibi kurubaklagiller ile balık, tavuk ve yağsız etler tercih edilmeli.

SÜT ve süt ürünleri kullanılmalı. Ancak bunların az yağlı ve az tuzlu olmasına dikkat edilmeli.

SEÇİLEN besinler düşük şekerli olmalı, tahıllar, baklagiller gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmeli.

TUZ tüketimi azaltılmalı. Bir günde alınan tüm tuz miktarı, bir tatlı kaşığını geçmemeli. Tuzun iyotlu olmasına özen gösterilmeli.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »
Saðlýk ve Týp