Alerji Çeşitleri Hakkında Bilgiler

Yazar: Mayıs 4th, 2011 in Alerji by admin

Bazı insanlarda bahar mevsiminde polen, toz, ve çimenler olumsuz etkiler gösteriyor. İşte bazı alerji türleri ve alınması gereken önlemler…

Astım…
Belirtileri: Öksürük, nefes darlığı
Harekete geçiren: Toz, hava kirliliği, evcil hayvanlar, kokular, polenler
Ne yapmalı: Steroid bazlı nefes almayı kolaylaştıracak inhalasyon preparatları kullanılabilir. Aspirin ve monosodium glutamate içeren bazı yiyeceklerden kaçının.

Saman Nezlesi…
Belirtileri: Gözlerde kaşıntı, akan bir burun ve hapşırık
Harekete geçiren: Çeşitli ağaç, çimen ve bitki polenleri
Ne yapmalı: Burun spreyi, göz damlası ve reçetesiz satılan çeşitli antihistaminikler. Pencereleri kapatın, güneş gözlüğü takın, her gün duş yapıp, giysilerinizi değiştirin. Polenlerin en fazla olduğu zaman sabah ve akşam üzeridir.

Ürtiker Allerjisi…
Belirtileri: Vücudun herhangi bir yerinde çıkan şiddetli kaşıntılı yara
Harekete geçiren: Yiyecek, alkol (peynir, kırmızı şarap), evcil hayvanlar, aspirin, çeşitli antibiyotikler, güneş ışınları
Ne yapmalı: Antihistaminikler rahatsızlığı giderir, doğal tedavi yöntemleri de belirtileri azaltır.

Akar Allerjisi…
Belirtileri: Burun akması, buğulu gözler, vücut yaraları ve astım
Harekete geçiren: Evimizdeki toz böcekleri, yani akarlar
Ne yapmalı: Toz geçirmeyen yatak takımları kullanmalı, yatağı düzenli olarak elektrik süpürgesiyle temizlemeli, gecelik ve pijamaları 56 derecenin üzerinde yıkamalı. Odaları sıkça havalandırmalı ve ıslak bir bezle toz alınmalı.

Anaphylaxis Allerjisi…
Belirtileri: Kaşıntı, nefes darlığı, mide krampları, bayılma
Harekete geçiren: Yiyecek allerjileri özellikle çeşitli kuruyemiş ve deniz mahsulleri, böcek ısırıkları, penisilin ve latex
Ne yapmalı: Böyle bir rahatsızlığınız varsa, Adrenalin iğne kitini ya acilen kullanın veya en yakın hastaneye gidin.

Değişik allerji türleri…
Prezervatif alerjisi: Latexe karşı duyulan bir allerji çeşididir. Çaresi, latex olmayan bir prezervatif kullanmak.
Vücut yağları alerjisi: Parfümsüz, sebze yağı özlü olanlarını tercih etmek çözüm sağlayabilir.
Süt alerjisi: İnek sütüne duyulan bir allerjidir. Şişkinlik, başağrısı, mide krampları yapabilir, çaresi inek sütü yerine keçi ya da soya sütü içmektir.

Alerji Çeşitleri

Yazar: Haziran 24th, 2010 in Alerji by admin

Alerji Çeşitleri – Alerji Çeşitleri Nelerdir

Günlük hayatımızın artık vazgeçilmez parçalarını oluşturan bu ürünlerin ya da besinlerin alerjik reaksiyonlar gösterebileceğini biliyor musunuz? Veya, çalıştığınız büronun da sizin kaşınmanıza yol açabileceğini? Evet, konumuz bu kez bilinmeyen alerjiler ve korunma yolları!

1 – Kozmetik alerjisi

Kozmetiklere bağlı alerjiler; cilt tahrişi, egzama, güneş ışınlarına hassasiyet, kurdeşen ve akne gibi olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Dolayısıyla bu tür malzemelerin bilinen alerjilerden, ciltte hassasiyete neden olacak maddelerden arındırılması gerekiyor. Uzmanlar bu durumda; krem veya losyon yerine pudra şeklindeki ürünleri tercih etmenizi öneriyorlar. Su ile çıkabilen ürünleri kullanın, her 3 ayda bir kozmetik ürünlerini yenileyin, sadece siyah rimel ve eyeliner kullanın, göz farlarında mümkün olduğunca açık renkleri tercih edin.

2 – Egzersiz alerjisi

Jogging, tenis, futbol, bisiklet, kayak ve hatta aerobik gibi pek çok egzersiz türü alerjiye yol açabiliyor. Egzersiz alerjisi ciltte hafif kızarma ve kabartılardan karın ağrısı, bulantı ve kusmaya, astım krizinden tansiyon düşüklüğüne kadar çok farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor

3 – Lateks alerjisi

Lateks, kauçuk ağacının süt kıvamındaki öz suyunun çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesiyle elde ediliyor. Günlük yaşantımızda sık sık karşılaştığımız 40 binden fazla maddenin lateks içerdiği belirtiliyor. Bu maddelerden bazıların ise şöyle; bulaşık eldiveni, prezervatif, balon, oyuncak, emzik, biberon, silgi, elektrik kablosu, tenis ,basketbol, bowling topu, deniz yatağı, yapıştırıcı, boya ya da ayakkabı…

4-Kapalı binalar alerjisi

Genellikle büroda çalışanlarda görülen ve kesin nedenleri tam anlaşılamamış olan bu hastalığın belirtilerini; baş ağrısı, baş dönmesi, uyuşukluk, yorgunluk hissi, gözlerde sulanma, kaşınma, kızarma, burun akıntısı, hapşırık, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, boğazda yanma, boğaz kuruluğu, gıcık şeklinde öksürük, göğüste sıkışma hissi, nefes darlığı, cilt kuruluğu, ciltte kaşıntılar, burun kanaması, konsantrasyon güçlüğü

5 -Takı alerjisi

Ciltte kızarıklık, kaşıntı, sulanma gibi şikayetlerle ortaya çıkıyor. Alerjenle temas süresi, temas eden madde konsantrasyonu, ciltte daha önceden bulunan hasarlar, terleme, göz kapakları, kulak memesi gibi hassas cilt bölgeleri, cilt kuruluğu gibi etkenler tablonun oluşumunu etkiliyor. Özellikle deri, nikel ve krom içeren takılar, alerjik reaksiyon geliştirebiliyor.

6 – Besin alerjisi

Muz, pancar, kavun, çikolata, midye, kekik, yengeç, rezene, zencefil, bal, mercimek, ıstakoz, portakal, istiridye, çilek… Besin alerji; vücudun bazı yerlerinde kızarma, kaşıntı, kusma, karın ağrısı, döküntüler, gözlerde kaşınma ya da sulanma gibi pek çok şikayetlerle ortaya çıkıyor.

Güneş alerjileri

Güneş alerjisi üç gruba ayrılıyor:

Polimorf Işık Döküntüsü: Vücudun güneş gören bölgelerinde, güneşe çıktıktan 30 dakika – 3 gün sonra beliren; kızarıklık ve cilt döküntüleriyle seyrediyor. Alın, yanaklar, el sırtları, kollar ve göğüs altları gibi bölgelerde aniden ortaya çıkıyor

Fotoallerjik reaksiyon: Güneş yanığı ya da alerjik egzamaya benzerlik gösteriyor. Güneş gören alanlarda kızarıklık ve döküntüler oluşuyor.

Fototoksik Reaksiyon: Normalde reaksiyon uyandırmayan bir dalga boyunun; katran bileşikleri, bitkiler ve esansiyel yağ bileşikleri ( havuç, kereviz, dere otu, rezene, anason, çörekotu, turunçgiller, baklagiller, incir ve bazı çayır bitkileri), boyalar, ilaçlar gibi ışığa karşı hassasiyete neden olan maddelerle temas etmesi sonucu oluşuyor

Polenler

Bazen, çiçeklere dokunduğumuzda savrulan renkli bir toz bulutu gibi gördüğümüz…
Bazen, gökyüzünde pamuklar gibi uçuşurken seyrettiğimiz…
Bazen, bir yağmurdan sonra bir kenarda toplaşan sarı bir toz kümesi olarak gözümüze çarpan…
Polenler, yani çiçek tozları…
Burnumuz aktığında… hapşırdığımızda…
Gözlerimiz sulandığında… kızardığında….
Derimiz kabardığında, kaşındığında…
Öksürdüğümüzde…nefesimiz tıkandığında…göğsümüz hırıldadığında… suçladığımız… şu çiçek tozları…

Polen Nedir?

Polen ya da halk arasındaki ismiyle çiçek tozları, tohumlu bitkilerde erkek organların başçık kısımlarında bulunan erkek döl hücreleridir. Bitkinin genetik bilgisini içeren polenler, yuvarlak veya elips şeklindedirler.

Bitkilerin üremeleri için polenlerin aynı türden diğer bitkilere taşınmaları gerekir. Bu taşınma böceklerle veya rüzgarla olur.

Bazı bitkilerin kokulu, parlak ve nektarlı polenleri vardır. Arılar ve böcekler tarafından taşınan çapları ortalama olarak 100 mikron olan polenler alerji bakımından o kadar önemli değildir. Bunların hem sayıları azdır, hem de solunum yollarına giremeyecek kadar büyüktürler. Ayrıca bu polenlerin yapıları balmumu gibi olduğundan, bir böceğin ayağına veya bir bitkinin yüzeyine kolayca yapışırlar ve atmosfer havasına karışmazlar.

Alerjik hastalıklar bakımından asıl önemli olanlar, 20-60 mikron büyüklüğünde ve rüzgarın etkisiyle çok uzak mesafelere taşınabilen polenlerdir. Bu boyutlardaki polenler rüzgar, yağmur, kuruluk, nem, vb. meteorolojik faktörlerin etkisiyle birkaç mikronluk çok daha küçük taneciklere parçalanırlar. Akçaağaç, dişbudak, ıhlamur gibi ağaçların hem böceklerle taşınan büyük polenleri, hem de rüzgarla taşınan küçük polenleri vardır.

Polenler kapı ve pencerelerden, hatta pencerelerdeki tellerden geçerek evlerimizin içine kadar girebilirler, fakat oda içinde hiçbir zaman dış atmosfer havasındaki kadar çok miktarlarda bulunmazlar.

Her Bitkinin Kendine Özgü Polen Zamanı Vardır!

Bitkilerin türlerine göre polen zamanları farklıdır. Örneğin; iğne yapraklı ve yaprak döken ağaçlar ilkbaharda, otların ve çiçeklerin çoğu Haziran ve Temmuz aylarında polen yayarlar. Geç açan ağaçlar ve yabani otlar ise yaz sonunda polen verirler.

Her Polen Alerji Yaratmaz!

Polenlerin alerjik hastalıklara neden olma potansiyelleri farklıdır. Bunu belirleyen dört önemli faktör vardır:
Alerjenite
Polenin boyutları
Solunan havadaki polen miktarı
Polenlerin havada kalma süreleri

Alerjenite, bir antijenin duyarlı kişilerde antikor yapımını uyarabilme özelliğidir. Bir polen ne kadar çok IgE yapımına yol açıyorsa, alerjenitesi o kadar fazla demektir. Bir maddenin alerjenitesi, kimyasal yapısına bağlıdır.

Polenlerin hastalık yapma potansiyelleri boyutları ile de yakından ilgilidir. Polenler astıma değil, daha çok alerjik nezleye neden olurlar çünkü bunların çapı 20-60 mikron arasındadır. Bu boyuttaki polenlerin küçük hava yollarına kadar ulaşabilmeleri mümkün değildir.

Alerjik hastalıklara yol açmada solunan havadaki polen miktarı ve bunların havada kalma süreleri de çok önemlidir. Araştırmalara göre, bir polenin alerjiye neden olabilmesi için bir metreküp havada ortalama 25-50 polen bulunması gerekmektedir. Bir çavdar başağının 4 milyon, orta boy fındık ağacının 600 milyon ve bir çam kozalağının yılda 5 milyondan fazla, tek bir ağacın ise 10 milyardan fazla polen üretebildiğini göz önüne alırsak, soluduğumuz havada ne kadar çok çam poleni bulunabileceği daha iyi anlaşılır. Ancak, çam polenlerinin alerjeniteleri fazla olmadığı için bunlara bağlı alerjik hastalıklar oldukça seyrektir.

Gösterişli ve renkli bitkilerin daha çok alerjiye neden oldukları sanılır. Örneğin, gül nezlesi diye bilinen hastalığa gül polenleri değil, aynı mevsimde atmosfere salınan ağaç ve çayır polenleri yol açar.

Kavak, huş ağacı, kızıl meşe, kızılağaç, fındık, selvi, kayın, söğüt, ıhlamur, zeytin, karaağaç, çınar gibi ağaç polenleri ile çayır salkım otu, tatlı ilkbahar otu gibi çayır polenleri; yapışkan otu, akkazayağı ve kuzu kulağı gibi yabani ot polenleri ve arpa, buğday, yulaf, çavdar ve mısır gibi tahıl polenlerinin alerji yaratma potansiyelleri yüksektir.

Bazı polenler o kadar büyüktürler ki, havada çok kısa süre kalabilirler ve salındıktan hemen sonra toprağa düşerler. Bu yüzden de hastalık yapma özellikleri hiç yoktur.

Hava Koşulları ve Polenler

Ülkemizde, bölgelere göre farklılıklar olmakla beraber polenlerin atmosferde en çok bulunduğu dönem nisan-haziran aylarıdır. Sıcak iklimlerde, polen mevsimi 8-9 ay sürer.

Atmosferdeki polen miktarları hava koşullarına bağlı olarak değişir. Sıcak, kuru, rüzgarlı ve fırtınalı günlerde atmosferdeki polen sayısı çok fazladır. Rutubetli ve yağmurlu günlerde ise polenler su ile yere indikleri için havadaki miktarları çok azalır. Birçok hasta, yağmur yağdıktan sonra şikâyetlerinin bıçak gibi kesildiğini çok iyi bilir ve çok rahatsız oldukları zaman yağmur yağmasını arzu ederler.

Bitkilerin çoğu polenlerini gün doğumu ile sabah saat 8 arasında, bir kısmı öğle saatlerinde, bir kısmı ise öğleden sonra salarlar.

Polenler rüzgarın etkisiyle kilometrelerce uzaklara taşınabilirler. Ağaç polenlerine göre, çayır ve çimen polenleri çok daha uzak mesafelere yayılabilirler.

Yüksek binalarla çevrili sokaklarda, binaların yüzeyi statik elektrik nedeniyle polenleri çekerler. Buna karşılık, deniz kenarlarında çok az polen bulunur.

Birçok araştırma hava kirliliğinin polenlere karşı duyarlılığı artırdığını göstermiştir. Özellikle de yoğun trafik olan bölgelerde yaşayan ve dizel partikülleri ile poliaromatik hidrokarbonlara maruz kalan kişilerde polen duyarlılığı daha kolay oluşmaktadır.

Polenlerden Korunmanın Yolları

Soluduğumuz havada bulunan polenleri kontrol etmek elimizde olmadığı için, polenlerden korunmak ev akarlarından korunmak kadar kolay değildir.

Her şeyden önce, hangi polenlere alerjik olunduğu bilinmelidir.
Polenlerine alerjik olunan bitkilerden uzak durulmalıdır.
Radyo, televizyon, gazete gibi yayın organlarında, günlük hava durumu raporlarında o günkü polen durumu hakkında bilgi verilerek alerjisi olanlar uyarılmalıdır.
Evlerin kapı ve pencereleri sıkıca kapatılmalıdır.
Evlerde ve arabalarda polen filtreli klimalar kullanılmalıdır.
Evdeki polen miktarı çok fazla ise hava temizleyicilerden yararlanılmalıdır.
Polenlerin atmosferde yoğun olarak bulundukları zamanlarda (sabahın erken saatleri, sıcak, kuru ve fırtınalı havalar) mümkünse dışarıya çıkılmamalıdır.
Polenlerin çok yoğun olduğu dönemlerde mutlaka dışarı çıkmak gerekiyorsa, ağzı ve burnu kapatan maskelerden yararlanılmalıdır.
Polen mevsiminde, açık havada spor ve egzersizden kaçınılmalıdır.
Polen zamanı ağaçlık ve çimenlik yerlere seyahat edilmemeli, deniz kenarları tercih edilmelidir.
Dışarıda mutlaka güneş gözlüğü kullanılmalı ve eve gelince gözlük bol su ile yıkanmalıdır.
Şapka mutlaka kullanılmalıdır. Eğer şapka takılmıyorsa saçlar yatmadan önce mutlaka yıkanmalıdır, çünkü saçlara çok miktarda polen yapışmış olabilir.
Günlük kıyafetler eve gelir gelmez, yatak odası dışında bir yerde hemen değiştirilmelidir.

Alerjik Nezle Basit Bir Hastalık Değil

Yazar: Haziran 21st, 2010 in Alerji by kartal

Değişem mevsimlerin ortaya çıkardığı insanın nasıl giyineceğini bilemediği geçiş dönemlerinde özellikle ortaya çıkan bu hastalığın sebep ve sonuçlarını ne yapılması gerektiği hakkında geniş açıklamaları bulacağınız makalemize birlikte inceleyelim;

nezle

En sık rastlanan alerjik hastalıkların başında gelen alerjik nezle çocuklarda da görülüyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Ercan, “Allerjik nezlesi olan hastalarda astım ve egzema gibi diğer allerjik hastalıklar da gelişebilir, bu nedenle yakından takip edilmelidirler.” diyor.

Allerjik Nezle nedir?
Allerjik nezle en sık rastlanan allerjik hastalıktır. Burunda;
• Akıntı
• Kaşıntı
• Tıkanıklık
• Hapşırma
ile kendini gösterir.
• Allerjik nezlesi olan çocukların burun akıntısı renksiz ve berraktır.
• Burnun sürekli silinmesine bağlı olarak burnun üst kısmında çizgilenme olabilir.
• Göz altlarında koyu renkli halkalar görülebilir.
Tekrarlayan boğaz temizlemesine bağlı olarak kesik kesik öksürme olabilir.
Allerjik nezleye neden olan allerjenler sıklıkla;
• polenler (çiçek tozu)
• ev tozu akarları (mayt)
• kedi-köpek-kuş gibi hayvanların tüyleri ve salyaları ile hamam böceğidir.
Polenler genellikle mevsimsel şikayetlere yol açarlar. En sık görüleni çayır poleni duyarlılığı olup şikayetler ilkbaharda alevlenir.
Ev tozu akarları (maytlar) ise kumaş kaplı yüzeylerde, yün yatak-yorgan-yastıklarda , halılarda bulunur. Rutubet yaşamalarını kolaylaştırır. Şikayetler yıl boyu ve özellikle de sabah yataktan kalkarken belirginleşir.

Allerjik Nezlenin kaç tipi vardır?
Belirtilerin görülme sürelerine göre alerjik nezle mevsimsel veya peroneal (yıl boyu) alerjik nezle olarak sınıflandırılır.
Çayır poleni alerjilerinde olduğu gibi şikayetler sadece bir mevsimle sınırlı kalırsa mevsimsel alerjik nezle olarak takip edilir.
Ev tozu maytlarına duyarlılığı bulunan kişilerde olduğu gibi bulgular tüm yıl boyunca görülenler ise peroneal alerjik nezle gurubuna girerler.

Nedenleri nelerdir?
Allerjik nezlenin gelişmesindeki en büyük risk faktörü hastanın ailesinde allerjik bir hastalığın bulunmasıdır. Sigara ve egzoz dumanı, hava kirliliği, evde hayvan beslenmesi, hijyenik ortamda yaşanması gibi faktörler de allerjik nezle gelişme riskini artırırlar. Alerjik nezle belli bazı alerjenlere duyarlılığı bulunan çocuklarda uygun genetik ve çevresel şartlar sağlandığında ortaya çıkar.

Allerjik Nezleye bağlı olarak görülebilecek hastalıklar nelerdir?
Çoğunlukla allerjik nezlesi olan çocuklar erişkinlerde olduğu gibi tipik bulgular vermezler.
• Düzelmeyen ve yineleyen öksürük
• Geniz akıntısı
• Orta kulak iltihabı
• Sinüzit
• Geniz etinin büyümesinin
altında allerjik nezle bulunabilir.
Allerjik nezle çocukların,
• uyku düzeninin bozulmasına
• okul veriminin azalmasına
• dikkatinin dağılmasına
• konsantrasyonunun bozulmasına
neden olduğu için tanınmalı ve tedavi edilmelidir.

Allerjik Nezlenin teşhisi nasıl konur?
Allerjik nezle bir doktor tanısıdır. Benzer şikayetlere neden olan diğer nezlelerden ayırt edilmelidir. Hastanın doktor tarafından şikayetleri dinlenip ayrıntılı fizik muayenesi yapılmalı, burun akıntıları incelenmeli, kanlarında veya ciltlerinde neye allerjileri oldukları araştırılmalıdır.

Allerjik Nezlenin tedavisi nasıl yapılır?
Allerjik nezle ömür boyu süren ve tamamen iyileşmeyen bir hastalık olmasına rağmen kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Allerjik nezlenin tedavisinde ilk ve en önemli nokta belirtilere yol açan allerjenden uzak durulmasıdır. Bu nedenle aşağıdaki önerilere dikkat ediniz.

Çocuğunda ev tozu akarına allerjisi olanlar
• Akar geçirmeyen yatak kılıflarını kullanınız
• Evde rutubeti azaltınız
• Evinizi her gün havalandırınız
• Çocukların uyuduğu odadaki yün halı, yatak-yorgan-yastıkları, üzerinde toz tutabilecek kitapları, oyuncakları uzaklaştırınız
• Hafif nemli bir bez ile her gün odanın tozunu alınız
Hayvanlara allerjisi olanlar
• Hayvanı uzaklaştırınız
Polen allerjisi olanlar
• Polen mevsiminde pikniğe gitmeyiniz
• Gün içinde camları kapatıp ev içine polen girişini engelleyiniz

Allerjenden korunmaya rağmen şikayetleri devam eden hastaların sürekli veya gerektikçe kişiye uygun ilaçlarla allerjisi kontrol altında tutulmaya çalışılmalıdırlar. Tüm tedavilere rağmen şikayetleri devam eden küçük bir gruba ise immünoterapi (aşı) tedavisi uygulanabilir.

Tedavide geç kalınması durumunda nezlenin astıma çevirmesi durumu söz konusu mudur?
Allerjik nezlesi olan hastalarda astım ve atopik dermatit (egzema) gibi diğer allerjik hastalıklarda gelişebilir, bu nedenle yakından takip edilmelidirler.

Alerji reçeteleri
Aşağıdaki reçeteler, alerjik rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olacaktır.
Büyükçe siyah bir turp iyice yıkanır. Sonra kabukları soyulup rendelenir. Bir süre bekledikten sonra süzülerek içilir. Alerjik belirtiler kayboluncaya kadar her gün devam edilir.
3 çorba kaşığı şahtere; su dolu bir çaydanlığa konulup, 15 dakika kaynatılır. Sabah, öğle ve akşam yemeklerinden sonra, birer çay bardağı içilir.
2 kahve kaşığı acı yonca ve 2 kahve kaşığı ravend, orta büyüklükte bir çaydanlıkta kaynatılır. Sabah, öğle ve akşam yemeklerinden sonra, birer çay bardağı içilir.
Orta boyda bir çaydanlığa, bir avuç suteresi konur ve 15 dakika kaynatılır. Sabah, öğle ve akşam yemeklerinden sonra, birer çay bardağı içilir.
Aşağıda tarif edeceğimiz masajların da alerjik reaksiyonları azalttığı belirtilmektedir.
Bir sandalyeye oturulur. Diz kapaklarının arkasındaki kat yerinin tam ortası iyice ovulur. Her gün, birkaç kere tekrarlanır.
Hasta, bir sandalyeye belden yukarısı çıplak olduğu halde oturtulur. Başını eğmesi söylenir. Bu durumda; ense kökünde bir kemik çıtkıntısı belirir. Bu çıkıntıdan aşağıya doğru 3 çıkıntı sayılır. Bu noktadan itibaren 1 parmak sol ve 1 parmak sağındaki nokta iyice ovulur.

Evcil Hayvanlar ve Allerji

Yazar: Mart 17th, 2010 in Alerji by kartal

Hayvanların allerjiye neden olan hücreleri sıklıkla tüy, saç, tükrük ve/veya idrardan kaynaklanır. Köpeklerdeki allerjik materyalin %90’ı solunamayan partiküllerde bulunurken, kedilerdeki allerjik materyalin çoğunluğu solunabilen partiküllerde bulunur.
evcil_alerji-150x150
Kedinin majör allerjeni olan Fel d 1 ve köpeğin majör allerjeni olan Can f 1 olarak bilinmektedir. Hayvan allerjenlerinin önemli özelliği havada uzun süre asılı kalabilmeleri ve yapışkan özellikleridir. Bu özellikleri sayesinde hayvan allerjenleri kolaylıkla hayvan olmayan ortamlara taşınırlar.

Kedi olmayan evlerde tespit limitinin altından 100000ng/g’a kadar yükselebilen kedi allerjen düzeyleri bildirilmiştir. Kedi olan evlerde ise bu düzey 8@300000ng/g gibi değişken bir aralığa sahiptir. Köpekler için de benzer bir tablo mevcuttur. Köpeksiz evlerde konsantrasyon 110@82500IU/g, köpek varlığında ise 1100@585000IU/g olarak bulunmuş. Kolaylıkla taşınmaları sayesinde evcil hayvan olmayan evlerdeki allerjik bireyleri etkileyebilirler. Bu nedenle alerjisi olan bir kişinin evinde hayvan bulunmasa dahi bu nedenle hassasiyet göstermeyeceği düşünülmemelidir.

Hayvanlardaki alerjen madde miktarı bulunduğu yerin nem, ısı ve bina yapısından etkilenmediği için, çogunlukla hayvanın ev içinde yerini değiştirme ya da bahçede bırakılma gibi sonuçlar üretme çözüme yardımcı olmamaktadır.

Salk ve Tp