En etkili doğum kontrol aracı

Yazar: Ekim 28th, 2009 in Sağlık Haberleri by admin

safex
İngiliz Markası SAFEX Türkiye’de en çok tercih edilen ürünler arasında yerini aldı.

Sağlıklı korunmanın yanı sıra bir prezervatifte aradığınız her şeyi 5 değişik çeşidi sayesinde SAFEX prezervatiflerinde bulabilirsiniz.

Bir çok sertifika dışında sağlık, maksimum kalite ve güvenlik için en önemli belgelerden biri olan İngiliz Kitemark Güvencesine sahip SAFEX, doğal lateks kauçuktan en son teknoloji ile üretilerek Sağlık Bakanlığı’nın izniyle İngiltere’den ithal ediliyor. Türkiye ve uluslararası standartlara uygun olan SAFEX’in güvenirliği %100 elektronik ortamda 22 ayrı testten geçiriliyor.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korumada etkili olduğu gibi rezervuar uçlu yapısıyla da etkin bir doğum kontrol aracıdır. Ayrıca; Avrupa’da olduğu gibi hem 3’lü cep boyu, hem de 12’li ekonomik paketlerde 5 farklı çeşittedir.

SAFEX en seçkin eczane, e-ticaret siteleri ve benzin istasyonlarında satışa sunulmaktadır.

Aşılar İstanbul’da

Yazar: Ekim 28th, 2009 in Sağlık Haberleri by admin

domuz gribi aşısı
Bir kaç güne aşılama başlayacak…

Domuz gribiyle ilgili konuşan Vali Güler, “Kentte şu ana kadar toplam 63 öğrencide domuz gribi vakası görüldü. Aşılar İstanbul’a geldi. Birkaç gün içinde aşılama başlayacak” dedi.

Zonguldak’ta 4 öğrencide domuz gribi şüphesi

Yazar: Ekim 28th, 2009 in Sağlık Haberleri by admin

Zonguldak'ta 4 öğrencide domuz gribi şüphesi
Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde 4 öğrenci, domuz gribi şüphesiyle tedavi altına alındı.

Ereğli Eğitim Fakültesi’nde öğrenim gören 4 öğrenci Karaelmas Üniversitesi Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.

HER VAKA DOMUZ GRİBİ DEĞİLDİR
Zonguldak merkezde ve Ereğli Eğitim Fakültesi’nde yaşanan olaylar sonrasında Ereğli Devlet Hastanesi personeli de eldiven ve maske takarak bir dizi önlem aldı. Ereğli Sağlık Grup Başkanı Murat Hakkı Kavak, Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı açıklamayla, domuz gribi şüphesi gelen her kişinin tedavi altına alınacağını söyledi.Kavak, konuyla ilgili doktorları bilgilendirmek amacıyla da seminer düzenleyeceklerini ifade etti.

Kavak, “Geçtiğimiz gün Sağlık Bakanı’mız bir açıklamasında bundan sonra gelen her vakayı domuz gribi olarak kabul edeceklerini açıkladı. Yalnız burada bir şeyi aydınlatmak gerekiyor. Domuz gribi ve nezle birbirine karıştırılmamalı. Her burun akıntısı domuz gribi değildir. Domuz gribinin belirtileri özellikle yüksek ateş, boğaz ağrısı, vücut ağrısı, baş ağrısı olan ve 38 derece üstünde ateşi olanları nezle değil grip kabul edeceğiz. Onun dışındaki rahatsızlıkları olan vatandaşlarımızın evde dinlenmelerini söyleyeceğiz.” diye konuştu.

HASTALIĞIN EN GÜZEL TEDAVİSİ AŞI
Ereğli’den sevk olan hastalar için de açıklama yapan Kavak, şunları söyledi: “İlçemizde şu ana kadar ciddi boyutta bir vakaya rastlanmadı. Hastaneden aldığımız bilgilerde bu durumda. Bazı üniversiteye sevkler var. Bu konuda da Zonguldak Tıp Fakültesi’nde de tedaviler devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından 30 Ekim tarihinde okulların kapalı olması nedeniyle okullarımızda dezenfeksiyon işlemleri yapacağız. Okullar açısında da ciddi anlamda bir sorun yaşanmadı. Hastalığın en güzel tedavisi aşı. Halkımızın aşı konusunu ciddiye almalarını istiyorum. Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile yaptığımız görüşmeler sonrasında aşının kasım ayının sonunda okullarımızda olacağını öğrendik.”

Zonguldak’ta, aralarında bir ilköğretim okulu öğrencisinin de bulunduğu dört kişi domuz gribi şüphesiyle gözetim altına alınmıştı.

Grip tavan yapacak

Yazar: Ekim 28th, 2009 in Sağlık Haberleri by admin

Grip tavan yapacak
Domuz gribinin yayılma hızı normal gribe göre 2 kat daha fazla!

Marmara Üniversitesi (MÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bakır, domuz gribine karşı ailelerin çocuklarını bir an önce aşılatmaları gerektiğini belirterek, ”Salgının zirve yapacağı bir dönem bekleniyor. Bu dönem olmadan önce ailelerin çocuklarını aşılatması lazım” dedi.

Prof. Dr. Bakır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, risk grupları arasında ölüme neden olabilen mevsimsel grip ile pandemiye neden olan domuz gribi arasında çok ciddi farklar bulunduğunu vurgulayarak, mevsimsel gribe göre domuz gribi virüsünün çok hızlı yayıldığını, yayılma hızının en az 2 kat olduğunu söyledi.

Domuz gribi virüsünün farklı risk gruplarını etkilediğine işaret eden Bakır, mevsimsel gribin daha çok 65 yaş üstü insanlarda ölüme neden olurken, domuz gribinin ise en çok hamile kadınları, çocukları ve akciğer başta olmak üzere kronik hastalığı bulunanları etkilediği kaydetti.

Prof. Dr. Bakır, pandemik gripten yaşlıların o kadar etkilenmediğini, bunun nedeninin de muhtemelen 1957′den önce doğanların benzer bir pandemide bağışıklanmasından kaynaklandığını belirtti. Bakır, bu yüzden 65 yaş üstü insanlarda şimdi ki pandemik virüse karşı üçte bir oranında koruyucu antikor görüldüğünü ifade etti.

Pandemik virüsün çok hızlı ilerleyerek zatürre yapması riskinin bulunduğunu dile getiren Bakır, ”Pandemik virüs, ne ilaç verirseniz verin önünü alamadığınız bir solunum sıkıntısı sendromu ve çoklu organ yetmezlik sendromu ile öldürebiliyor” dedi.

Prof. Dr. Bakır, mevsimsel gripli hastalara göre pandemik gripli hastaların ölüm oranının en az 2 kat olduğunu vurgulayarak, ”Sağlık otoriteleri daha da yayılır, bu kabiliyetleri artar diye korkuyor. Hızlı yayılım göstermesi, ölümcüllüğünün daha fazla olması, mutasyon kabiliyeti yani kendini değiştirme sebebiyle bir an önce aşının yapılması isteniyor” diye konuştu.

Dünya Sağlık Örgütünün daha çok insanın aşılanabilmesi için üretici firmalara aşılardaki antijen miktarını azaltıp adjüvan denilen doğal bağışıklığı artıran maddeler eklemeleri önerisinde bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Bakır, böylece koruma oranının yüzde 95′e çıktığını, gebelerin doğan çocuklarının da ilk 6 ay anneden aldıkları antikorla korunmalarının sağlanmış olduğunu kaydetti.

-TARTIŞMA YARATAN KONU-

Doğal madde eklenmesinin de aşı ile ilgili birtakım iddiaların ortaya atılmasına neden olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Bakır, şöyle devam etti:

”Kıyamet de buradan kopuyor. ‘Aşıların içeriğinde bu tip maddeler zararlı’ deniyor. Türkiye’ye gelecek aşılarda squaelen denilen bir madde kullanılıyor. Bu madde bizim kanımızda dolaşıyor. Karaciğerimizde kolesterol metabolizmasının ara ürünü olarak yer alıyor. Doğada yaygın olarak yediğimiz gıdalarda da bulunuyor. Aşıların içine konulan squaelen köpek balığı yağından elde ediliyor. Squaelenden korkulması son derece manasız. 10 yıldır AB’de uygulanan bir grip aşısında da bu madde var. Bunların takibinde herhangi bir yan etki veya hastalık belirtisi görülmedi. Dünya Sağlık Örgütü de güvenli bir şekilde squaelen içeren aşıların yapılmasını öneriyor. 70 kadar çalışmada squaelenin insan vücuduna zarar vermediği herhangi bir yan etkisi olmadığı belirlendi.”

Prof. Dr. Mustafa Bakır, Dünya Sağlık Örgütünün birçok çalışmayı değerlendirdikten sonra domuz gribi aşısının mevsimsel grip aşısı kadar güvenli ilan ettiğini anımsattı.

Bakır, çocuklara birçok ilacın erişkinlerdeki bilgilere dayanılarak verildiğini aktararak, şöyle devam etti:

”Önümüzde bir salgın var. Salgının zirve yapacağı bir dönem bekleniyor. Bu dönem havaların soğuduğu dönem. Salgının zirve yapacağı dönem henüz daha gelmedi. Yeni başladı hastalar görülmeye… Havalar soğudukça bunun sıklığı ve sayısı giderek artacak ve bu artış bir zirve yapacak. Bu zirve Aralık ayının sonuna doğru, Ocak ve Şubat ayları… Bu üç ay hastalığın en fazla öldürmeye başladığı, hastaneye en fazla yatışların olduğu dönem olacak. Bu dönemden önce insanların kanında koruyucu bağışıklık maddesi olması istenir ki bu hastalığa yakalanmasın. Bu dönem olmadan önce ailelerin çocuklarını aşılatması lazım.”

-17 ÜLKEDE AŞILAMA-

Hastalığın en çok 5 yaş altı çocukları tuttuğuna işaret eden Bakır, 17 ülkenin çocuklar dahil olmak üzere risk gruplarını aşılatmaya başladığını bildirdi.

Anne ve babalardan hastalığın riskleri konusunda araştırma yapmaları ve bilgilenmelerini isteyen Bakır, aşı yaptırmak yerine hastalığın riskini alanların büyük bir hata yapmış olacaklarını, çünkü hastalık başladıktan özellikle de geç dönemde başlayan ilaç tedavisinin hastalığın çok hızlı bir şekilde ilerlemesini durduramadığını anlattı.

Prof. Dr. Bakır, ”O nedenle önceden korunmak çok daha akıllıcadır. Çünkü aşının riski ile hastalığın riskini karşılaştırdığınız zaman aşının riski solda sıfır kalır” dedi.

Bakır, burun akıntısı, hapşırma, öksürük, boğaz ağrısı, kas ve eklem ağrıları gibi belirtilerden en az ikisini ateşle birlikte gösterenlerin domuz gribi olma ihtimalinin yüzde 40-50 civarında olduğuna dikkati çekti.

Mevsimsel grip aşısı yaptıranların da bu aşıyı rahatlıkla yaptırabileceklerine işaret eden Bakır, domuz gribi geçirenlerin ise tekrar aşı yaptırmalarına gerek olmadığını söyledi.

Bakır, şu an için okul öncesi ve okul çağı çocuklarının eğitimden geri kalmalarını gerektiren bir durum olmadığını, okul veya kreş kapatma gibi önlemlerin hastalığın zirve yapacağı Aralık, Ocak ve Şubat aylarına saklamak gerektiğini bildirdi.

-TÜRKİYE’DE SON DURUM-

Bakır, hastalığın kuzey yarım küredeki ülkelerde çok hızlı bir şekilde yayıldığını, dün itibarıyla İngiltere’de 500 kişinin hastanede yattığını, 99′unun yoğun bakımda olduğunu kaydetti.

İspanya ve Fransa’da benzer vakalar bulunduğunu belirten Bakır, hastalığın bir çok Avrupa ülkesinde giderek artma eğilimi gösterdiğini söyledi.

Bakır, okullarda hijyen kurallarına azami uyulması gerektiğini belirterek, hasta olan öğrenci ve personelin ateşi düştükten sonra 24 saat daha evde kalmaları, hastalık belirtisi gösteren çocukların izole edilerek ailelerine teslim edilmeleri gerektiğini anlattı.

Su ve sabunun temin edilerek çocukların sık sık ellerini yıkamalarının sağlanması, sınıfların teneffüslerde havalandırılması, her gün okul bittikten sonra sıraların kapı kollarının çamaşır suyu ile silinerek dezenfekte edilmesinin de zaruri olduğunu aktaran Bakır, el yıkama yerine gliserin içeren el dezenfektanlarının da kullanılabileceğini söyledi.

Bakır, çocukların birbirlerini öpmeleri veya el tutmalarının engellenmesi gerektiğini anlatarak, ”0-24 aylık bebekler, hamile kadınlar ve kronik hastalığı olanlarda hastalık belirtisi görülmesi halinde derhal doktora götürülüp test sonuçları beklenmeden acil tedaviye başlanmalıdır” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Bakır, piyasadaki hızlı testleri duyarlılığı az olduğu için önermediklerini de sözlerine ekledi.

Kanser hücrelerini 24 saatte öldüren baharat

Yazar: Ekim 28th, 2009 in Sağlık Haberleri by admin

Kanser hücrelerini 24 saatte öldüren baharat
Köri baharatında bulunan bir maddenin, kanser hücrelerini öldürebildiği belirtildi.

Cork Kanser Araştırma Merkezi bilimcileri, köri yapımında kullanılan zerdaçalın etken maddesi “kurkumin”in laboratuvar ortamında yemek borusu kanseri hücrelerini öldürdüğünü saptadı.
Dr. Sharon McKenna ve ekibi, kurkuminin kanser hücrelerini 24 saatte öldürmeye başladığını gördü.
Uzun zamandır kurkumin maddesinin iyileştirici etkisi bulunduğu düşünülüyordu.

Kanser uzmanları, British Journal of Cancer dergisinde yayımlanan araştırmanın, doktorların yeni tedaviler bulmalarına yardımcı olacağını belirtti.
Birleşik Krallık Kanser Araştırma kurumundan Dr. Lesley Walker, bu araştırmanın, zerdaçalda (hint safranı) bulunan doğal kimyasalların özafagus (yemek borusu) kanserinde yeni tedaviler için kullanılması olanağı sağlayacağını söyledi.

Walker, özafagus kanseri oranının 1970’lerden bu yana yarı yarıya arttığını, bunun obezite, alkol tüketimi ve reflü hastalığındaki artıştan kaynaklanıyor olabileceğini bildirdi.(AA)

Domuz gribi ekonomiyi vuracak

Yazar: Ekim 28th, 2009 in Sağlık Haberleri by admin

Domuz gribi ekonomiyi vuracak
Domuz gribinin ekonomiye 4,4 trilyon dolara mal olacağı belirtiliyor.

Dünya Bankası’nın ve düşünce kuruluşlarının hazırladığı en kötü senaryolara göre, bu maliyet 3 trilyon dolar ve 4,4 trilyon arasında değişebilir. Günümüz dünyasında küresel ekonominin içiçe geçmiş olmasının, bir salgına eşlik eden ekonomik şoklara karşı uluslararası finansın daha az direnç göstermesine yol açacağı belirtiliyor.

CAN KAYBI 1,4 MİLYON OLABİLİR
Avustralyalı bağımsız ”Lowy Institute for International Policy” adlı düşünce kuruluşunun 2006 yılında grip salgınıyla ilgili hazırladığı normal bir senaryoya göre, salgın ilk yılda (2006 fiyatlarıyla) küresel ekonomide üretimin yüzde 1 azalmasına ya da 330 milyar dolara mal olacak. Bu senaryoda can kaybının 1.4 milyon olacağı tahmin edildi.

Piyasaların tamamen kapandığı, refah ve gelirin etkilerinin en fazla gelişmiş ülkelerde görüleceği, talebin ve dünya ticaretinin önemli ölçüde daralmasının ön görüldüğü en kötü senaryoda ise salgının maliyeti küresel ekonomide üretimin yüzde 12,6 gerilemesi ya da 4,4 trilyon dolar olarak ortaya çıkacak. Bu senaryoya göre, can kaybı ise 142 milyonu bulabilir.

Dünya Bankası’nın geçen yıl açıkladığı en kötü senaryoya göre ise bir grip salgını küresel ekonominin yüzde 4,8′ine ya da 3 trilyon dolardan fazlaya mal olabilecek. Senaryoda can kaybının ise 70 milyon olabileceği öngörülüyor.

”İspanya gribi” olarak bilinen salgın 1918-1919 yıllarında bütün dünyada en az 50 milyon insanın ölümüne yol açmıştı.

SARS’IN MALİYETİ 40 MİLYAR DOLAR
Çin’de 2003′te patlak veren ve 25 ülkede 775 kişinin öldüğü, 8 bin kişinin etkilendiği ağır akut solunum yolu yetersizliği sendromu (SARS) salgını, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesinde ekonomiye maliyeti 40 milyar doları bulmuştu.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Mart 2003′de SARS salgınını ilan etmiş, aynı yılın haziran ayında SARS’ın etkilediği ülkelere seyahat uyarısını kaldırmıştı. SARS salgınının en görünür etkisi, salgından en fazla etkilenen Singapur, Hong Kong, Çin ve Malezya’da turizm gelirlerinde ve tüketimde azalma olmuştu.

SARS salgını, turist sayısında azalışa yol açarken, Asya Kalkınma Bankası verileri, salgından en fazla etkilenen ülkelerdeki turist sayısının yüzde 20-70 ve diğer Asya ülkelerinde yüzde 15-35 düştüğünü, turizm gelirleri kaybının da yaklaşık 15 milyar doları bulduğunu ortaya koydu.

Singapur ve Hong Kong ekonomileri 2003 yılında sırasıyla yüzde 2 ve yüzde 2,6 daraldı. Salgın Kanada, Güney Afrika, İsveç, Fransa ve ABD gibi ülkelerinde içinde bulunduğu bazı ülkeleri olumsuz etkilemişti. SARS ile ilgili paniğin sadece bir çeyrek sürmesi ve hükümetlerin hızlı tepki vermesi yüzünden piyasaların tepkisi göreli olarak yumuşak kalmıştı.

ALMANYA’YA İSE MALİYETİ 10 MİLYAR AVRO
Öte yandan domuz gribi salgınının Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya’ya maliyetinin 10 milyar avro ile 40 milyon Avro arasında değişebileceği bildirildi.

Sigorta şirketi Allianz ve RWI ekonomi araştırma enstitüsünün araştırması, domuz gribi salgınının maliyetinin Almanya’nın gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 0,4′üne (10 milyar avro) ya da yüzde 1,6′sına (40 milyar avro) denk düşeceğini ortaya koydu.

Bu araştırmanın grip salgınının Almanya’ya maliyetinin daha önceki tahminlerin altında kalacağını gösterdiği, salgından en fazla ulaştırma, konaklama ve kültür hizmetlerinin etkileneceği kaydedildi.

Araştırma, domuz gribi salgınına karşı ulusal çapta yapılacak aşılama programının ekonomiye olumsuz etkisini azaltacağına da dikkati çekildi.

Cumhuriyet

Balı 43 derece tüketmeyin

Yazar: Ekim 28th, 2009 in Sağlık Haberleri by admin

Balı 43 derece tüketmeyin
Süt ve çaya karıştırılan bal tatlandırıcıdan öteye geçmiyor..

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Güler, balın 43 derecenin üzerinde ısıya maruz kalması halinde besin değerini yitirdiğini, bu derecenin üzerinde süt veya çaya konulan balın tatlandırıcıdan öteye geçmeyeceğini söyledi.

”Domuz gribi” ile birlikte birçok hastalık için vücut direncinin artırılması için beslenme uzmanları tarafından tavsiye edilen, yüz yıllardır şifa kaynağı olarak gösterilen balın nasıl tüketileceği de önem taşıyor.

Uzun yıllardır arıcılık üzerine araştırmalarını sürdüren Doç. Dr. Ahmet Güler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, balın besin değeri korunarak tüketilmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı.

İçinde yararlı enzimler, proteinler, asitler, vitamin ve mineraller bulunduran balın besin değerinin son derece yüksek olduğunun altını çizen Güler, balın adeta bir enerji ve şifa kaynağı olduğunu hatırlattı.

Balın yüksek derece ısıda besin değerini yitirdiğine işaret eden Güler, şu bilgileri verdi:

”Bal 43 derecenin üzerinde sıcaklığa maruz kaldığında besin değerini yitirir, bu derecenin üzerinde süt veya çaya konulan bal tatlandırıcıdan öteye geçmez. Ilık süt, su veya meyve suyuna, çaya konulabilir. Balın kaynatılması ise bütün besin değerini yitirmesine neden olur. Bal yüksek ısıda kaynatıldıktan sonra tüketiciye sunulduğunda buna kesinlikle bal diyemeyiz.”

-”KRİSTALLEŞEN BAL KALİTELİDİR”-
Doç. Dr. Ahmet Güler, balın kristalleşmesinin ise halk arasında sanıldığı gibi şekerleşmediğini, bunun ”Bal üretiminde şeker kullanıldığını göstermediğini söyledi.

”Kristalleşen bal kalitelidir” diyen Güler, balın kristalleşmesinin üretilen bitki çeşidine ve üretim yapılan yerin rakımına bağlı olduğunu kaydetti.

Balın buzdolabına konulmaması uyarısında da bulunan Doç. Dr. Güler, buzdolabında balın yapısının bozulacağını hatırlatarak, en iyi saklama koşulunun oda sıcaklığında güneş almayan bir yer olduğunu sözlerine ekledi.

5 ay öpüşmeyin

Yazar: Ekim 28th, 2009 in Sağlık Haberleri by admin

5 ay öpüşmeyin
Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, domuz gribi önlemleriyle ilgili açıklama yaptı.

Sağlık Bakanı Akdağ, panik havası yaratmanın gereği olmadağını söyledi

Domuz gribinin bulaşma yöntemlerine dikkat çeken Akdağ, “Sarılma, el sıkışma ve öpüşmeyi 5 ay erteleyebilirsek hastalığın yayılmasını önleyebiliriz” dedi.

Bakan Çubukçu ise domuz gribi nedeniyle öğrencilerin geri kalmaması için TV’den ders yayınları yapılacağını hatırlatarak, “Dersler yarından itabaren TRT-3’ten yayınlanacak” dedi.

Saç güzelliği için ev yapımı şampuan yapılışı

Yazar: Ekim 26th, 2009 in Ender Saraç by admin

ev yapımı şampuan
Saç güzelliğiniz için siz de evinizde Dr. Ender Saraç’ın önerdiği şampuanı kolaylıkla hazırlayabilirsiniz

Malzemeler:

• 2 kap bebe şampuanı

• 30 damla lavanta yağı

• 30 damla papatya yağı

• Gülsuyu

Hazırlanışı: Yağları gülsuyunun içine koyup karıştırın. Daha sonra bu karışımı bir kaba alın ve içine bebe şampuanını ekleyin. Duş jeli olarak da kullanabileceğiniz bu şampuanı kullanmadan önce iyice çalkalayın.

Ender Saraç Sarımsak çayı yapılışı

Yazar: Ekim 26th, 2009 in Ender Saraç by admin

sarmısak çayı
Doktor Ender Saraç Zayıflamaya yardımcı Sarımsak çayının tarifini verdi.
Angelina Jolie’nin bu çay ile 11 kilo verdiği söyleniyor.

Sarımsak çayı tarifi:

Malzemeler:

• 3 parça taze kök zencefil

• 3-4 diş sarımsak

• Limon suyu

Hazırlanışı: 3 iri parça taze zencefili ince ince doğrayıp ya da rendeleyip 1 litre suda hafifçe kaynatın. İyice kaynamaya başlayınca 3-4 diş sarımsağı ezerek içine ilave edin. 5-6 dakika demlendirin.

Uygulama: Sabah ve öğlen birer büyük fincan için.dilerseniz akşam da içebilirsiniz.İçmeden önce içine yarım tatlı kaşığı limon suyu koyun.Kesinlikle şeker katmayın.

İstediğiniz kiloya ulaşıncaya kadar içmeye devam edin.

Bu çay sindirime, fazla ödemi sökmeye ve biraz da yağların erimesine yardımcı oluyor.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »
Salk ve Tp