Kanser Biyolojisi

Yazar: AÄŸustos 31st, 2009 in Kanser by admin


Vücudunuz milyarlarca hücreyi içeren canlı ve büyüyen bir sistemdir. Bu hücreler metabolizma, transportasyon (taşıma), salgı, üreme, ve lokomosyon (hareket edebilme gücü) gibi tüm vücut fonksiyonlarını yerine getirirler.

Büyüme ve gelişme yeni hücrelerin sayısındaki artmanın ve bunların değişik türden dokulara dönüşmesinin sonucu olarak ortaya çıkar. Yeni hücreler hücre bölünmesi (mitoz) süreci sırasında yaratılırlar. Değişik hücre çeşitleri, buna eşlik eden ve hücre farklılaşması denilen bir süreç ile meydana gelirler (farklılaşma hücrelerin özel fonksiyonlar (işlevler) kazandığı bir süreçtir). Hücre bölünmesi insanların normal büyüme olayı ile ortaya çıkar; hücre farklılaşması normal gelişim olayını olası kılar.

Ancak kanser ve kanser hücrelerinin biyolojisi farklıdır ve bu farklar kanserin anlaşılması açısından önemlidir.

Temelde vücudumuzda üç değişik hücre çeşidi vardır: Statik hücreler (farklılaşmış hücreler), büyüyen hücreler (farklılaşmamış hücreler) ve yenileyen hücreler (bunlara stem=kaynak veya destek görevi gören hücreler de denir ve diğer türden hücreleri ortaya çıkarırlar). Örneğin kas ve sinir dokusu hücreleri statiktir (farklılaşmıştır), çünkü bunlar belli bir boyuta ulaştıktan sonra bölünme ve yeni hücreleri üretme yeteneklerini kaybederler. Bu hücreler oldukça farklılaşmıştır ve zarar görmesi veya kaybolması durumunda yerine yenisinin gelmesi mümkün olmaz. Çünkü yeniden üretilemezler.

Vücudun büyüyen (farklılaşmamış) hücreleri de, organ veya doku, normal yetişkin boyutuna ulaştığı zaman büyümeyi durdururlar. Ancak statik ve büyüyen hücreler arasında temel fark şudur: Eğer doku zarar görmüşse veya bir kısmı alınmışsa, büyüyen hücre yeniden harekete geçebilir ve büyüyebilir. Karaciğer, böbrek ve hormon salgılayan bezler bu türden hücreleri içeren organlardır. Eğer herhangi bir hastalık nedeniyle bu organların herhangi bir parçası zarar görecek olursa veya ameliyatla alınırsa, organ yeniden depolanmayı yapıp normal veya normale yakın fonksiyonuna kavuşana kadar geriye kalan hücreler bölünmeye ve büyümeye devam edebilirler.

Kanser Belirtileri Nelerdir?

Yazar: AÄŸustos 31st, 2009 in Kanser by admin


Kanserde erken tanının önemini artık hepimiz biliyoruz. Hastalığın tanısının konmasının uzaması ile kaybedilen zaman, bazen bireyin sağlığını tehdit edecek boyutta olabiliyor. Aşağıda hangi belirtiler görüldüğünde kanserden şüphelenilmesi gerektiği hakkında bilgi bulacaksınız:

Cilt:

- Renk, şekil ve büyüklüğü değişen, çabuk kanayan veya ülserleşen benler,

- İyileşmeyen yaralar varsa,

- Ve uzun süreli güneş ışığına maruz kalıyorsanız…

Ağıziçi, Boğaz:

- Ağızda iyileşmeyen ağrılı/ağrısız yaralar,

- Ağıziçi ve dudakta beyaz veya kırmızı plaklar, kitle veya sertlikler,

- Yeni gelişen işitme kaybı veya kulakta çınlama, ses kısıklığı gibi yakınmalar varsa

- Ve alkol, sigara kullanıyorsanız…

AkciÄŸer:

- Geçmeyen veya karakter değiştiren öksürük,

- Kanlı, pis kokulu balgam,

- Yeni gelişen ses kısıklığı veya değişikliği,

- Göğüs ağrınız varsa,

- Sık ve uzun süreli akciğer enfeksiyonu (bronşit, zatürre) geçiriyor

- Ve sigara kullanıyorsanız…

Meme:

- Göğsünüzde ele gelen kitle,

- Meme derisi üzerinde kalınlaşma, çökme veya çekilme,

- Meme başından berrak veya kanlı akıntı varsa

- Ve ailede meme kanseri hikayesi mevcutsaÂ…

Sindirim Sistemi:

Kanser Belirtileri

Yazar: AÄŸustos 31st, 2009 in Kanser by admin


Tarama testleri karmaşıklık ve mahiyet açısından değişiklikler gösterir. En yaygın bir şekilde kullanılan testlerin çoğu yüksek risk altındaki kişilerde sık görülen kanser biçimlerini bulacak şekilde tasarlanmıştır. Kanser tarama testleri pratik olmalıdır. Yapılan test, kanseri, tamamen iyileşme şansının hâlâ yüksek olacağı şekilde erken belirlemelidir.

Emniyet de önemli bir konudur. Test başlı başına tehlikeli bir sağlık riskini yaratmamalıdır. Bundan yirmi yıl önce meme kanserini belirlemek için kullanılan mamografı işlemi, gövdeyi oldukça yüksek radyasyona maruz bırakıyordu ve kanserin gelişmesinde başlı başına bir faktör oluyordu. Ancak bugün mamografi ile kadınlar yalnızca küçük miktarlarda radyasyona maruz kalmakta, böylelikle muayene daha emniyetle olmaktadır.

Kanser için periyodik tarama testleri tüm kanser vakalarında ve çeşitlerinde aynı önleyici değere sahip değildir, örneğin akciğer kanserinde, özellikle eğer sigara içiyorsanız, ara sıra göğüs röntgeninin çekilmesi veya balgam tahlili, yaşamınızı sürdürme şansını belirgin bir şekilde artırmayacaktır. Erken dönemde test etme hâlâ önemli olmasına rağmen, akciğer kanserinde yaşama oranı hâlâ yüzde 15 in altındadır. Sonuç olarak, eğer sigara içiyorsanız veya evinizde veya işyerinizde kimyasal maddelere maruz kalıyorsanız, akciğer kanserinin taranması konusunda öğütlerini almak için doktorunuza başvurunuz. Ancak hastalığın belirtilerini gözlemekten daha önemli olan bir şey, potansiyel karsinojenlere (kansere neden olan maddelere) maruz kalmanızı azaltacak her şeyi denemektir. Sigarayı bırakmak böylesi stratejilerden biridir.

Kanser Artıyor

Yazar: AÄŸustos 31st, 2009 in Kanser by admin


Amerikan Kanser Topluluğu tarafından hazılanan bir rapor, dünyadaki kanser gerçeğini gözler önüne serdi. Rapora göre sadece 2007 yılında kanserden ölenlerin sayısı 7.6 milyona ulaşırken, 12 milyon kişiye de kanser teşhisi kondu. Buna göre her gün 20 bin kişi kanser yüzünden hayatını kaybediyor. Gelişmiş ülkelerde, yılda 5.4 milyon kişi kansere yakalandı ve 2.9 milyon kişi de kanser yüzünden öldü. Türkiye’nin de arasında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde ise bu yıl, 6.7 milyon kişi kanser olurken 4.7 milyon kişi hayatını kaybetti.

Rapora göre dünyada en sık rastlanan kanser türleri ve ölüm sayıları:

ERKEKLERDE

*AkciÄŸer kanseri: 974 bin 624

* Mide kanseri: 511 bin 549

* KaraciÄŸer kanseri: 474 bin 215

* Kolon Kanseri: 318 bin 798

KADINLARDA

* Meme kanseri: 464 bin 854

* AkciÄŸer kanseri: 376 bin 410

* Rahim kanseri: 309 bin 808

* Mide kanseri: 288 bin 682

* Kolon kanseri: 284 bin 169

Kanser Ağrısı

Yazar: AÄŸustos 31st, 2009 in Kanser by admin


Kanser her zaman sancıya sebep olmaz. Hastaların yarısında olağanüstü sancı görülmez ve hatta artrit veya sinir ucu hastalıklarından daha az sancı olduğu bilinmektedir. Genelde sancıyı kontrol etmek için ameliyat, radyasyon tedavisi veya kemoterapi uygulanır.

Bazı hastalarda dayanılmaz sancılar olur ve hastalık ilerledikçe bu sancılar artar. Kanser tedavisiyle geçirilemeyen sancılarda başka yöntemlere başvurulur. Ağrı kesici ilaçlar ve ilaçsız metodlarla da kanserli hasta hastalığın başka belirtilerinin izin verdiği ölçüde dayanabilir.

Sancı Nedenleri

Kanser sancısı kanserin türüne, hangi safhada olduğuna ve kişinin ağrıya tahammülüne göre değişir. Sancı içten içten, ağrılı, şiddetli, sürekli, hafif, orta veya dayanılmaz olabilir. Kanser sancısı bir tümörün sinire baskısı, kan damarlarındaki bir engel yüzünden kan dolaşımının engellenmesi vücuttaki bir organın çalışamaması, kemik kırıkları, enfeksiyon, veya ameliyatın yan etkileri tarafından yaratılabilir. Endişe ve bunalım gibi psikolojik etkenler sancıyı daha da dayanılmaz kılar.

Sancının İlaçla Hafifletilmesi

Kanser sancısını hafifletme yöntemlerinin başında analjezikler gelir. Bunlar iki çeşittir; aspirin; ibufrofen, asetaminofen gibi nonsteroid antienflamatuar ilaçlar (NSAID) veya kodein ve morfin gibi narkotikler.

Çoğu hasta aspirinin sancıyı yeteri derecede azaltmayacağını sanır. Oysa genelde daha kuvvetli ağrı kesicilerden bile faydalıdır. Kodein ve meperidinle birlikte alınınca hafif-orta-tip sancıları kontrol altına alır.

Kanser (çocuklarda)

Yazar: AÄŸustos 31st, 2009 in Kanser by admin


Çocuklarda kanser ender görülür. Ayrıca tedavi şansları en yüksek olan, en büyük ilerlemeler çocuklardaki kanserlerde kaydedilmiştir. Bundan 25 yıl öncesine kadar kanserli çocukların hemen hemen hepsi, genelde bir yıl içinde, ölüyordu. Oysa şimdi modern tedavilerle kanserli çocukların yaşam süresi uzatılıp bu kanser tiplerinin çoğu iyileştirilmektedir. Kanserli Amerikan çocukların en az yarısı yaşamaktadır.

Ancak birçok kanser tipi, erken teşhis edilip doğru bir şekilde tedavi edilmezse, hayati tehlike yaratır. Kanser okul ve okul öncesi çocuklarda tüm öbür hastalıklardan daha fazla ölüme sebebiyet vermektedir (bu yaş grubunda sadece kaza sonucu ölümler daha fazladır).

En yaygın çocuk kanseri lösemidir. Yeni tedavilerle bu hastalığa yakalanan çocuklar için durum bu son senelerde çok daha parlaktır. Çocuk kanserlerinin bir başka önemli türü de beyin tümörleridir. Çocuklarda başka yaygın kanserler, böbrek kanseri, kemik kanseri, yumuşak doku sarkomu ve lenfomadır.

Bu kanserlerin sebepleri bilinmemektedir. Ancak, bazı kimyevi madde ve virüs tipi ajanların normal hücrelerin genetik yapısını değiştirerek bazı kanserleri başlattığı bilinmektedir. Kanser bulaşıcı değildir. Hepimizde hücreleri kanserleşmeye uyaran genler olan onkojenler bulunmaktadır. Onları nelerin uyardığı veya susturduğu halen açık değildir.

Çocuğunuzun kanser tedavisi göreceği yeri dikkatle seçmek gerekir. Çocuğunuzun doktorunun yardımıyla, çocuk kanserleri tedavisindeki en son gelişmeleri uygulayabilen personelin bulunduğu bir merkez arayın. Hem merkez, hem personeli bütün ailenin ihtiyacı olan manevi desteği verebilmesi gerekir.

Kalın Bağırsak Tümörleri

Yazar: AÄŸustos 31st, 2009 in Kanser by admin


Kalınbağırsak tümörleri iyi ya da kötü huylu olabilir. İyi huylu tümörler oldukça seyrek, kötü huylular ise çok daha yaygındır. Kötü huylu bağırsak tümörleri sindirim kanalında görülen tümörler arasında, mide ve düz bağırsak (rektum) kanserlerinden hemen sonra üçüncü sırada gelir. Yemek borusu kanseri ve sindirim kanalının öteki bölümlerinde rastlanan kanserlerden ise daha yaygındırlar. Bu kanser türü genellikle erişkinlik ve yaşlılık döneminde görülür.

Klinik açıdan önemli bir nokta, sağ kalınbağırsak çapının sol bağırsağınkine oranla daha büyük olmasıdır. Bu nedenle bağırsaktaki geçiş ile ilgili yakınmalar sol yanda sağa göre daha erken görülür; başka bir deyişle sol kalınbağırsak kanserlerinin hastalık belirtileri sağ kalınbağırsaktan daha çabuk ortaya çıkar.

NEDENLERİ

Kalınbağırsak kanserinin nedeni bilinmemektedir, ama kanser oluşumunu hazırlayan etkenler iyi bilinir.

- Çevresel etkenler. Kanser yapıcı etkenlerin harekete geçmesini sağlayan ve onları yönlendiren çevresel etkenler vardır.

Amyant işçilerinde, dokuma sanayisinde, çelik dökümhanelerinde ve sentetik iplikle halı dokunan fabrikalarda çalışan işçilerde kalınbağırsak kanserine yakalanma tehlikesi daha çoktur.

Selenyumun kalınbağırsak kanserindeki etkisi tartışmalıdır. Kalınbağırsak kanseri hastalarının kanlarındaki selenyum düzeyi düşük bulunmuştur. Su ve toprağında yüksek oranda selenyum bulunan bölgelerde kalınbağırsak-düz bağırsak kanserlerine bağlı ölümlerde azalma saptanmıştır.

Kalbin Dostu, Kanserin Düşmanı Gıdalar

Yazar: AÄŸustos 31st, 2009 in Kanser by admin


Çeşitli hastalıklara karşı “doğal ilaç” olarak kabul edilen gıdaların birçoğunun kalbin dostu, bazılarının ise yüzyılın en yaygın hastalıklarından biri olan kanserin düşmanı olduğu bildirildi.

Londra Üniversitesi’nin, besinlerin sağlığa etkileri konusunda yaptığı araştırma, kirazdan bezelyeye pek çok gıdanın kalbe yararlı, kayısı, lahana, fasulye ve tahıl ürünlerinin de kanserin düşmanı olduğunu ortaya koydu.

Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rahmi Türk, Londra Üniversitesi gıda uzmanlarının, yaptıkları araştırmanın sonucunda “Doğal Savaş Programı” hazırladıklarını, hangi hastalığa karşı neler yenilmesi gerektiğinin anlatıldığı bu programı, internette yayınladıklarını belirtti.

Programda, grip, depresyon, idrar yolları enfeksiyonu, alerji, hemoroit (basur), karın ağrısı, karaciğer, sindirim sorunları, kilo kaybı, romatizma ve menopoz gibi rahatsızlıklarda etkili olan besinlerin sıralandığına işaret eden Prof. Dr. Türk, programda “kalbin dostu” ve kansere karşı etkili olan gıdalarla ilgili çarpıcı bilgiler bulunduğunu anlattı. Prof. Dr. Türk, araştırma sonuçlarının, besinlerin en iyi ilaç olduğunu gösterdiğini belirterek, “Doğa bir eczane gibidir. bu eczaneden yararlanmak gerekir” dedi.

Araştırmanın sonuçları hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Türk, B vitamini deposu olan bezelyenin, kalp için çok önemli gıdalardan biri olduğunu, içeriğindeki E vitamini, magnezyum ve demirle kalp hastalıklarına yakalanma riskini düşüren çikolatanın ise günde en fazla 10 gram yenilmesi gerektiğini anlattı. Kirazın, kan dolaşımını normalleştirdiğini, bu özelliğiyle 20 kirazın 1 aspirin yerine geçtiğini kaydeden Prof. Dr. Türk, kalp hastalıkları ve bağırsak kanserinde faydalı olan kepekli ekmeğin ise günde 12 gramdan fazla tüketilmesinin zararlı olabileceğini bildirdi. Prof. Dr. Türk, soyulmadan yenilen salatalığın kalbi güçlendirdiğini ve kolesterolü düşürdüğünü, pirinç, yumurta, ton balığı ve humusun da kanda kolesterol oranını düzenlediğini ifade etti. Çayın da “antioksidan madde” içerdiği için kalbin dostu olduğunu, bu yüzden günde 2 bardak çay içilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Türk, kavun, karpuz, şeftali, mısır gevreği ve hindi etinin kalp dostu gıdalar arasında bulunduğuna işaret etti.

Kadınlar: Ev İşi Yapın Over Kanserinden Korunun

Yazar: AÄŸustos 31st, 2009 in Kanser by admin


Avustralyalı ve Çinli bilim adamlarının, bu haftaki Uluslararası Kanser dergisinde yayımlanan araştırmalarının sonucuna göre, toz almak ve elektrik makinesiyle evi süpürmek yumurtalık kanserinin önlenmesine yardımcı olabiliyor.

Avustralya daki Curtin Üniversitesi nden araştırma grubunun başkanı Colin Binns, 2 yıl boyunca 900 Çinli kadın üzerinde yapılan çalışmaları sonucunda, artan fiziksel faaliyetin yumurtalık kanseri riskini azalttığını gösterdiğini bildirdi.

Binns, ancak günde 3-4 saatlik ev işinin, tam anlamıyla bir egzersiz olacağını ve yumurtalık kanserinden korunmayı artıracağını belirtti.

Bu araştırmanın, egzersizin yumurtalık ve rahim kanserinin oluşmasının önlenmesine yardımcı olduğuna ilişkin önceki tartışmalı fikri desteklediğini kaydeden Binns, Nedeni, egzersiz yapmanın vücutta yağ oluşumunu engellemesi

İnce Bağırsak Tümörleri

Yazar: AÄŸustos 31st, 2009 in Kanser by admin


Mide kapısından (mideden onikiparmakbağırsağına geçiş yeri; pior) ileoçekal valfa (incebağırsaktan kalınbağırsağa geçiş yeri) kadar olan geniş yayılımıyla incebağırsak tüm sindirim kanalının yüzde 75 ini oluşturur. Buna karşın bu bölgede kötü huylu tümörlerin görülme oranı oldukça düşüktür (yüzde 0,05-0,5). Bu düşük oranın, besinlerle alınan karsinojenlerin (kanser oluşumuna neden olabilen maddeler) incebağırsakta çözülmesine ve incebağırsak yüzeyiyle büyük olasılıkla doğrudan ilişkilerinin az olmasına bağlı olduğu sanılır.

İncebağırsakta kötü huylu tümörlere az rastlanmasının nedenleri:

- incebağırsak salgısı asit değil alkali özellikte olduğundan, karsinojenlerin oluşma olasılığı azalmaktadır;

- incebağırsakta ortamın sıvı, geçişin de hızlı olması bağırsak mukozasıyla kanser yapıcı maddelerin ilişkide olduğu süreyi kısaltır;

- bağırsakta doğal olarak bulunan bakterilerin incebağırsakta az olması, besinlerle alınan bazı maddelerin bakteriler aracılığıyla kanserojen olduğu kabul edilen başka maddelere dönüşmesini engeller.

İncebağırsakta görülen tümörlerin büyük çoğunluğu iyi huyludur (yüzde 35). Bunları karsinomlar (yüzde 25), lenfomalar (yüzde 22), karsinoitler (yüzde 11) ve sarkomlar (yüzde 7) izler. İyi huylu urlar öncelikle onikiparmakbağırsağında ve jejunumda (incebağırsağın ikinci bölümü, yani onikiparmakbağırsağı ile ileum arasında kalan bölüm) görülür. Kötü huylu tümörlere en çok ileumda (yüzde 48) rastlanır, bunu jejunum (yüzde 27) ve onikiparmakbağırsağı (yüzde 25) izler.

Sonraki Sayfa »
Saðlýk ve Týp